Tuesday, 30 December 2025
Wednesday, 24 December 2025
En çok okunan blog yazılarımın linklerini bırakıyorum, eskiden daha mı güzel yazıyor muşum?
https://www.yogunbakimkalite.com/2024/10/sepsiste-altn-saatler.html
https://www.yogunbakimkalite.com/2018/07/sepsisli-hastalarnzn-hayatta-kalma.html
https://www.yogunbakimkalite.com/2018/07/sv-tedavisini-kime-nasl-yapyorsunuz.html
https://www.yogunbakimkalite.com/2018/07/kolloid-svlar-hangi-hastalarda-tercih.html
https://www.yogunbakimkalite.com/2019/01/sv-tedavisinde-ertesi-gun-yontemi.html
https://www.yogunbakimkalite.com/2018/12/aprv-modunu-kullanyor-musunuz.html
https://www.yogunbakimkalite.com/2022/03/sanki-uzun-yllardr-srtmda-tasdgm-bir.html
https://www.yogunbakimkalite.com/2024/10/mekanik-ventilatorle-hzl-kucaklasma.html
https://draft.blogger.com/blog/post/edit/1235763183621220637/3537286286895872910
https://www.yogunbakimkalite.com/2018/09/cpr-kardiyopulmoner-resusitasyonda.html
"Uzun süre maske takarsan, altındaki kişiliği de unutursun."
Tuesday, 23 December 2025
Venöz Kan Gazından "Hibrit Gaz Kalorimetrisi" ne
Yaklaşık iki yıldır kan gazı
yorumlamak için daha fazla zamanım var. Araştırmak keyifli gerçekten. Bana
sağladığı klinik faydalarını özetlemeye çalışacağım. Aslında hep orada olan ama
ne işe yarıyor ki diye durup düşünmediğimiz, istesek de zaman bulamadığımız değerler
var kan gazı tetkiklerinde.
İlk bahsetmek istediğim O2 kontenti. Ne işe yarar. Ben
kliniğimde oldum olası VKG almayı tercih ediyorum. Gçen AKG yazımda
bahsetmiştim. Elimde VKG var. Venöz O2 kontentini buradan
görebiliyorum.
Sonrasında Arteryel O2 kontentini kendim hesaplıyorum. Kanda taşınan O2’nin %98’i Hgb ile
taşınıyor. Hemoglobine bağlı olarak taşına O2 miktarını ölçmek için Hgb değeri x 1,39 ( 1 gr Hgb’nin
taşıdığı O2 miktarı) x SpO2 = formülünü
kullanıyorum.
Ayrıca kanda serbest olarak taşınan %2’lik
O2 miktarını hesaplamak için PaO2 x 0.0031= formülünü kullanıyorum.
Arteryel O2 kontentini (CtAO2)- Venöz O2 kontentini(CtVO2)= Dokuların kullandığı O2 miktarını buluruz. Bu değeri / (CtAO2)’ye bölersek =OER (O2 Ekskresyon Ratio’yu veriyor.) Bu değer normalde %25’tir. Yani hastaya sunduğumuz oksijenin %25’i dokular tarafından kullanılıyor. Bizim hastamızda olduğu gibi %25 üzerinde ise dokuların oksijene aç olduğunu, bir bakıma transfüzyon için sınırda Hgb değeri olan bu hastaya ES vermenin mantıklı olabileceğini düşünüyorum. Ancak ağır septik şok tablosunda olan hastalarda bu değer oldukça düşük çıkıyor. %8-10 gibi. Bu hastada ise ES versenizde faydası olmayacaktır. Çünkü burada olay doku hücrelerinin mitakondrial disfonksiyon içinde olması ve perifer doku kanlanmasının hetorejen olması. Yani O2 var daha çok da sunsan işe yaraması zor. Bazı bölgeler iyi kanlanıyor, bazı bölgeler O2 açlığı çekiyor. Oksijen bulan hücrelerdeki mitakondri ustaları “makine soğuk” muamelesi yapıyor. Bu durum şiddetli septik şok yerleştiğinde oluyor. Gözlemlediğim erken dönemde dokular O2’ni kullanabiliyor. Son 2 aydır arada kaldığım hastalarda bu yöntemi çok kez kullandım. Gözlemim iyi yönde, tavsiye ederim.
Gerçek örneklerle anlatmak daha güzel olacak: MDS, Pansitopeni, (COVID+İnfluenza+) tanıları olan hastaya Sedoanaljezi veriliyor. Yüksek doz steradin alıyor. Crp>300. Ortalama arter basıncı 65 mmHg’nın üzerinde.VKG'de
Bu hastada transfüzyon işe yarar mı? an gazı şok tipini ayırt
etmede faydalı mıdır?
Öncelikle arteryel O2 contentini (CtAO2) hesaplayalım:
CtAO2 (arteryel O2 kontenti)= 10
10-9,6= 0,4 Dokuların
kullandığı total O2
O2Ekskresyon
Oranı (OER)= 0,4/10 =%4
Septik şoka bağlı Mitakondrial disfonksiyon ve mikrosirkülasyondaki heterojenite nedenli Dokulara
giden O2‘nin az bir kısmı kullanılabiliyor.
Kan vermenin bir katkısı olmayacak gibi.
İkinci hastamız Kalp Y. (HVYAF) CABG+OrtalamA Arter
Basıncı 65 mmHg’nın üzerinde, Nabız 160/dk, Crp=103, entübe sekresyon artışı
var. Steradin 7cc/h. Aslında bu hastada tarnsfüzyon için zaten çoğumuz
beklemeyecektir. Ama bakalım yöntemimiz ne diyecek?
Arter kan gazı almadan
yaklaşık arteryel O2 kontentini hesaplayabiliriz.
CtAO2 (arteryel O2 kontenti)= 10,33
10,33-4,86= 5,5
Dokuların kullandığı total O2
O2Ekskresyon Oranı (OER)=
5,5/10,33 =%53
Dokularda oksijen açlığı var O2‘nin büyük kısmı kullanılıyor. (Normali %25)
Hastada kalp Y. Ön planda gibi, ScvO2’de
%29 aynı durumu destekliyor. Kan vermek iyi olabilir.
Sonra işi biraz daha ilerleteyim dedim. Arteryel
CtA02 madem elimde var ya da kolaylıkla hesaplayabiliyorum. Hasta dokularını 1
dk da sunduğum O2 yani DO2
değerini hesaplayabilirim. DO2 100 ml kanda 1 dk da dokulara ne kadar O2 sunulduğunu gösterir.
Bunu 1L için hesaplarsam x 10 dediğimde 1L kan ile sunulan O2
miktarını verir. Bunu da kardiyak debi(yaklaşık 5L) ile çarparsam. 1dk da
dokulara sunulan ile O2 miktarını ölçebilirim, yani VO2’yi.
Tabi bu cardiyak outputu
(CO) 5 L kabul edersek ancak çoğu hastada böyle olması beklenemez.
VO₂ = CO ×
(CtaO₂ - CtvO₂), Bu nedenle strok
volümü tespit edecek etkin bir
yönteminiz varsa acaba VO2 etkin saptayabilir miyiz. Bu günlerde bunu test
etmeyi planladım.
Capnogramım
da var. Onunla elde ettiğim ETCO2 değerini
, 1 dakikada ekspire edilen MinExpVolum
değeriyle çarparsam VCO2’yi
de bulabiliyorum. Nereye gelmek istediğimi anlamışsınızdır. Giren belli, çıkan
belli bir de Strok Volüm
olaydı. Al sana İndirect kalorimetri mantığıyla günlük kalori ihtiyacı hesabı. Nasıldı
formül:
Enerji Harcaması (kcal/gün) = [3.941 x VO₂ (L/dak)
+ 1.106 x VCO₂ (L/dak)] x 1440
Lirteratürde
daha önce “hibrit kalorimetre” diye
bir tanımlama gördüm.
Benim
yöntemim de 2 çeşit gaz tespit yöntemiye
kalori hesaplamayı amaçladığı için
“Hibrit Gaz Kalorimetrisi” olarak
tanımladım. Teoride böyle ama bakalım pratikte İndirect Kalorimetreyle karşılaştırınca
ne olacak. İşe yarayacak mı görelim.
Son
olarak unutmadan HHb değeri var
bizde (deoxi Hgb) demekmiş. Ne işe
yarıyor. Bazen kateter takıyoruz. Arterde mi vende mi arada kalıyoruz? Buna
bakarak hastaların birçoğunda ayrımı kolayca yapabiliyoruz. %20-40’ın üstündeyse venöz. Yüzde 3-5 ise Arterdesiniz, ara değerler hala şüphede kalabilirsiniz.
Sağlıcakla.
Friday, 19 December 2025
Mekanik Ventilasyonda Kişiselleştirme
Daha önceki yazımda mekanik ventilasyon ile hızlı kucaklaşmıştık. Bugün biraz daha ileri demek istemiyorum ama daha güvenli mekanik ventilasyon desteğini nasıl verebiliriz, MV ayarlarını nasıl kişiselleştirebilirizi özetlemeye çalışacağım. Hani, bazen iç çekeriz derin bir nefes alıp rahatlarız, onun tuşu var aktifleştirince aktifleştirince dakikada birkaç kez derin solukveriyor hastaya . Sene olmuş 2025 hala MV’lerde YOGA/meditasyon modu olmamasını anlayamıyorum.
Naptık şimdiye
kadar4-8 ml/kg tidal volüm belirledik, bu tidali verirken acaba alveolleri
geriyor muyuz diye p tepeye baktık 30’un altında iyi dedik. Takipneik ise
solunum sayısını 22 lerde destekleyip sonrasında azaltmaya başladık. Senkronizasyonu
sağlamak için Volüm kontrollü modda isek akım hızını istediğimiz İ:E seviyesine
getirmek için akım zaman grafiğine de bakarak ayarladık. Basınç kontrollü modda
ise “Rise time” değerini yani hedeflediğimiz basınca ne kadar sürede ulaşmamız
gerektiğini ayarladık. Hastanın altta yatan patolojisini gözeterek PEEP
belirledik. OtoPEEP gelişme riski olan hastamızda İ:E oranını yüksek tutmaya
çalıştık ve solunum sayısını düşmeye çalıştık. Oksijen toksisitesini ve
adsorbsiyon atelektazisini önlemek için FiO2’yi kısmaya çalıştık. Diafram ve
yardımcı solunum kaslarını zaafiyete uğraşmamak için mümkün olduğunca tam
kontrollü modlar yerine asiste modları
tercih ettik. Hastanın solunum çabası ve sayısına göre tetik
ayarını(basıç/akım) yaptık.
Buraya kadar
güzel solunum açlığı düzelen hasta takipnesi düzeliyor ise yavaş yavaş solunum
sayısını, basınç desteğini azaltıp desteğe devam edebiliyoruz. Ancak her zaman
makineyi hastaya uydurmak mümkün olmuyor, o zaman hastayı makineye uydurmamız
gerekiyor. Analjezi, sedasyon, kas gevşemesi, prone pozisyon, ultra akciğer
koruyucu ekstracorporeal tedaviler.
Bugün de konumuz
bu olsun. Zor hastada mekanik ventilasyon ayarlarını ventilatör ilişkili akciğer
hasarına neden olmadan nasıl yaparız. Hasta ARDS ya da Kalp Yetersizliği PEEP ayarını nasıl yapalım?
PEEP ayarını
yaparken en iyi kompleansı sağlayan seviyey getir denir ama nasıl? TV’yi
ayarladık. P tepeye baktık 30’un üzerinde o zaman Sürücü Basıncına (DP) bakmamız gerek. Yani Pplato-PEEP. Bu değer 13-15’in
altındaysa sıkıntı yok. Ancak üzerindeyse Tidal volüm ya da PEEP azaltmanız
gerekebilir. Özellikle obes hastalarda Pplatoya odaklanmak sıkıntılı çünkü
Pplato basıncının bir kısmı akciğer dışında toraks güçlerinin ve varsa abdomen
basıncının neden olduğu direnci yenmek için de kullanılıyor. Yani Pplatonun
hepsi alveole yansımıyor. Bu durumda imkanını varsa transpulmoner basıncı özel
kateteriyle ölçüp insp sonunda 25’in altında ekspiriyum sonunda da 0-10
atralığında tutmaya çalışarak PEEP titrasyonu yapabilirsiniz. Fakat çoğumuzda
bu yok. Ne yapalım. Her PEEP artışı sonrası Statik Kompleansı hesaplayabiliriz. Yani tidal volümü/ sürücü basıncına böleriz. Aslında cihazların
çoğu bir kompleans değeri veriyor ama genelde dinamik olanı. Güvenli yolda
yürüyebilmek için insp.da durdurarak elde ettiğimiz Statik Kompleans değerini takip edebiliriz. PEEP 8-10-12-14 diye
yükseltirken statik kopmleansta yükseliyorsa ne güzel. Bunu yaptıkça
muhtemelenkapalı alveoller açılacak DP düşecektir. Ancak bir noktadan sonra
PEEP örneğin 16’ya çıktığınızda statik kopleansta azalma gördüyseniz oradan bir
adım geriye gitmeniz gerekir. Çünkü alveolleri aşırı germeye başlamışsınız
demektir. Tamam ne güzel P plato 32 ama DP 12’ye geriledi. PEEP 14 ‘te devam
ediyorsunuz. Peki tam anlamıyla güvendemiyiz. Bir parametreyi daha gözlemlemek
daha iyi olabilir. O da mekanik ventilatör tarafından akciğerlere yansıyan
enerji bu enerjinin 12’nin altında tutulması öneriliyor. Bununla birlikte
hesapladığınızda göreceksiniz pek mümkün olmuyor. Mümkün olduğunca 17’nin
altında tutmak önemli. Bu da hesap gerektiriyor. Hasta basında bunu yapmak zor
olabiliyor, bu nedenle ben genellikle “Safe Vent” aplikasyonunu kullanıyorum. Her şey
yolunda görünen hastada Total Mekanik
Güç (MP):22 geldi diyelim. Oysa her şey yolunda görünüyordu. Öyle değilmiş.
Peki akciğere yansıyan mekanik gücü nasıl azaltacağım. Mekanik gücü frekansı
azaltarak ya da mümkünse tidal volümden biraz daha ödün vererek düşürebilirsiniz,
olmuyorsa akım ya da PEEP’i tekrar titre ederek bunu yapabilirsiniz. Solunum
sayısını 22’den 16 ya 14’e düştüğünü göreceksiniz, MP değerinde de belirgin
gerileme olacak. Aslında mekanik gücün iki komponenti var. biri akciğer ve
toraksın elastik güçlerini yanmek için akciğerlere yasıtılan MP_elastik, bir
diğeri de hava yollarının direncini yenmek için akciğerlere yansıtılan MP_Rezistif.
Meraklıları için bunlarında hesaplandığı formüller var. MP_el normalde %70,
MP_res totalin %30’unu oluşturuyor. Sol iş yükünün hangi komponenten
kaynaklandığını bunlara göre ayrıca değerlendirebilirsiniz.
Sadece ARDS hastalarında değil. Kalp yetersizliği yada yoğun parankimal lezyonları olan
hipervolemik hastalarda da bu yöntemi
kullanabilirsiniz. Muhtemelen bu hastalar sedoanaljezi altında oluyorlar. Ben
genellikle PEEP artışı yaptıktan 3 dakika sonra tekrar bu değerleri gözden
geçirip müdahale ediyorum.
Ne yaptık Pplato ile yetinmedik, sürücü
basıncına(DP), satatik kompleansı(Cstat) ve mekanik gücü(MP) gözeterek solunum fizyolojisine
dikkat ederek hastayı soluttuk. Tabi bunları yaparken en güzel PEEP’İ bulmaya
çalışırken hastanın hemodinamik stabilitesini de (ortalama arter basıncı) göz önünde bulundurmak önemli. Bu
anlattıklarım literatürde etkinliği kanıtlanmış benimde gerçekten klinik
pratikte işime yarayan manevralar. İmkanınız varsa PEEP titrasyonu yaparken
ekspiryum sonu akciğer hacmi yada FRC’yi ölçen modülünüz var ise Her PEEP
arttırdığınızda gerçekleşen akciğer volüm artışını kantitif ölçebilir. Kollaps
gelişmeye başladığında PEEP artışını durdurabilirsiniz. Ancak bu yöntemin
mortalite açısından bir üstünlüğü yok ve çok az cihazda mevcut.
Güvenli PEEP
titrasyonunda bir başka yöntem Elektriksel empedans tomografi yöntemine sahip
mekanik ventilatörde sağlanan recrutmenti izleyerek PEEP artışı yapmak.
Alveollerde etkin havalanma artışı olsun ancak sağlam alveollerde gereğinden
fazla gerilmesini görsel olarak verebiliyor.
Yukarıdaki resimde
10 PEEP te akciğer dorsal bölgelerinde kapalı alveolleri temsil edn gri
alanları görüyorsunuz. PEEP arttıkça onlar kaybolmuş,ancak PEEP 16 ya
geldiğimnde mavi oklarla temsil edilen sağlam alveollerde sarı-kırmızı renkli
aşırı gerilme belirtilerinin başladığı izleniyor. Bir tık geri gelip 14 PEEP
seviyesinde kalmak mantıklı görülüyor.
Bir diğer
yöntem, akciğer USG kullanmak, dorsal kapalı lanları görüntüleyip PEEP artışına
verdiği yanıtı görmek.
Alttaki üç resimde PEEP artışı
yaptıkça konsolide alanların seyreldiğini B çizgilerinin azaldığını görmek
mümkün. Ancak normal akciğer dokusunda gördüğümüz A çizgileri belirmeye
başladıysa o zaman PEEP bir tık geriletmeniz öneriliyor.
Transpulmoner basınçtan bahsetmiştim onu da görsel olarak belirtmek daha iyi olabilir. Özellikle abdomen basıncı yüksek hastada PEEP titrasyonunda önemli, keşke benim de olsa.
Sağlıcakla.
Dr.Öğr .Üyesi Serdar Efe
Uludağ Üniversitesi
Sunday, 9 November 2025
Solunum, dolaşım fizyolojisiyle ilgilenmek bir yoğun bakımcıya ne kazandırır?
Uzun yıllardır tıp kitapçılarına uğramıyordum. Bir gün uğrayayım dedim. Elimde bir fizyoloji kitabıyla çıktım. Yazarları ülkemizde 2019’da yazılmış. Keşke dedim, fizyopatolojiye biraz daha yer verselermiş. Klinik tabloları biraz daha görselleştirebilselermiş. Oturdum bu bilgiler yoğun bakım pratiğinde bana bir şey katar mı, diye okumaya başladım. Stajyerlere ders anlatırken aslında hep gözümüzün önünde olan ama temelde ne anlama geldiğini çok da önemsemediğimiz bilgilerin ne anlam taşıdığını daha net görmeye başladım.
SpO2 nedir? PaO2 neyi ifade eder?
Farkları ne?
Hipoksemi nedir? Hipoksi nedir?
Kan gazında da Oksijen kontenti değeri
işimize yarar mı?
Kan gazında P50 nedir birişimize
yarar mı?
Deoksijenize hemoglobin (HHb)
değeri AKG, VKG ayrımında işe yarar mı?
VKG değerlerine göre hastaya mayi seçimi
nasıl yapabiliriz?
Venöz kan gazı ile şok nedeni
hakkında fikir sahibi olabilir miyiz? Bu bize bir şey katar mı?
Kritik hastada
kan transfüzyonu
kararında venöz kan gazının bir yardımı olabilir mi?
Şimdilerde “Hibrit Gaz Kalorimetrisi” olarak tanımladığım bir yöntemle kalori hesabını, uygun maliyetli, hızlı ve kabul edilebilir doğrulukla yapabilmeyi amaçlayan bir çalışma yapıyorum. Venöz kan gazı ve capnogram yardımıyla indirekt kalorimetre yöntemine benzer bir kalori hesabı yapabilir miyim?
Son dönemde hem transfüzyon kararlarımı hem de kalori hedefimi daha fizyolojik temellere oturtabildiğimi düşünüyorum. Geçen
yine DeepSeek’le dertleşiyoruz. Dedim ki "Septik şoklu bir hastam var, Hemoglobin
değeri 7,6; Steradin ve adrenalin ile de olsa ortalama arter basıncı iyi. Bu
hastayı transfüze eder misin? Tabii bu soruyu kan gazı değerlerine göre yanıtlamasını
istedim. Beni bu hasta için transfüzyonda çekingen kaldığımı düşündü sanırım.
Cevabı şöyle:
—Sen olay yerine itfaiyeyi
çağırmışsın, yangın 2. kata çıkmadıkça (Hb <7 inmedikçe) su sıkmayacaksın
diye emir veriyorsun! :)
Tabi bizler sadece kılavuzlara bağlı kalmayıp sezgilerimizle transfüzyon kararları verebiliyoruz. Bu hasta kalp yetersizliği (HVYAF) olan ve nabzı 150’lerde bir hastaydı. Bu hasta için benim de hislerim transfüzyon yönündeydi. Dahası arter ve venöz oksijen kontenti yorumlamalarımda bu yönde beni destekliyordu.
Yıllar önce bir kongrede önce Can İnce Hoca bilirsiniz
kapiller perfüzyonu anlık görüntüleyip “ben
klinik doktoru değilim ama periferik damarın
içinde eritrosit yok, oksijeni kim getirecek? diye feryet
ederken, ardından konuşmacı olan Xavier Monet mevcut kanıtlarla periferik
perfüzyon görüntülemelerinin henüz klinik faydasının gösterilememiş olduğunu
güçlü kanıtlarla belirtmişti. İkisinin anlattığı bana çok mantıklı gelmişti. Muhtemelen
anlatılan periferik perfüzyon yöntemi yapay zekâ ile anlık yorumlama şansına
kavuşmuştur. Geçen bir ödül almıştı. Elimizde olsa ne güzel olurdu. Bu oturumun
üzerinden on yıl geçtikten sonra periferik perfüzyonu gözümle göremesem de sadece VKG
sayesinde fizyolojik bir temele oturtmayı başardım. "Keşke daha önce
bilseydim" dediğim bir pratiğe kavuştum.
Aslında tıp fakültesinin 1., 2. sınıflarında
gördüğümüz fizyoloji ve biyokimya konuları, yoğun bakım yan dalında
anlatılsa çok farklı bakış açıları kazandırabilir.
Geçen ay Mudanya’da bir Biyokimya kongresinde kan gazı sunumu yapmak için katıldım. Ben den önceki sunumda biyokimya hocamızın sunumdan çok faydalandım. Klinik uygulamalarda çok kafama takılan yanlış olduğunu düşündüğüm uygulamaların gerçekten de yanlış olduğunu destekleyen bir konuşmaydı.
Yoğun bakıma her giren hastaya rutin arter açılan birçok yoğun bakıma şahit oldum, oluyorum. Enfeksiyon riskini geçtim, damarlara verdiğimiz hasar, sayısız ponksiyon, ardında gelişen dijital iskemiler. O yüzden gerçekten endikasyon varsa tabi ki takılacak ama hastalarımızın çoğunluğu kendi kliniğimde %99 venöz kan gazı (VKG) ile takip edebileceğim hastalar.
Satürasyon zaten gözümün önünde, VKG’de CO2 AKG’ye göre 3-5 mmHg yüksek; Laktat, AKG’ye göre 1,5-4,5 mg/dL yüksek; seri ölçümler ile trend takibi yaptığımız için bunda da sorun yok. Arter kan gazı ne zaman gerekli? Hipokseminin nedenini merak ediyorsanız. O da zaten elimizin altında değil mi?
Santral solunum yetmezliğiyse Alveola-arteriyel (Aa)02 gradienti düşük olacak... Çünkü akciğerde gaz geçiş sorunu yok. Sorun beynin daha doğrusu beyin sapı ve ponsun solunum impulsu vermede yetersiz kalması. Sorun akciğerdeyse yani akciğerden arteriyole gaz geçişini bozan ARDS, ödem, pnömoni, kitle basısı gibi şanta neden olan bir durumsa o zaman da yüksek olacak. Peki tedavi değişecek mi? Biz hastanın kliniğinin nedenini çoğu zaman biliyoruz. Beyin görüntülemeleri de var, akciğer de. Bazen servislere genel durumu bozulan hastalar için çağrıldığımda bakıyorum, intörn doktor arkadaş hastanın her yerinden AKG almaya uğraşıyor. Boşa çaba belki de tedavinin gecikmesi. Maksat hemodinamik monitörizasyon ise tabiki arter monitörizasyonu çok şey veriyor. O ayrı konu.
Biraz daha fizyoloji okumaya devam. Kan gazı klinik karar
vermede başka işlere de yarayabilir belki?
Venöz kan gazı ile şok
cinsinin ayrımı, transfüzyon
kararları ve hibrit gaz kalorimetrisi
ile ilgili bir sempozyum
sunumu hazırladığım için ne kadar içim gitse de şimdilik hasta üzerinde
ayrıntılandırmadım. Sürprizi kaçmasın.
Sağlıcakla.
Wednesday, 8 October 2025
Yoğun Bakım Pratiğinde Hemodinamik Monitörizasyon
Kritik hastanız var. Şok tablosunda ortalama arter basıncı 65 mmHg’nın altında akciğeri ödemli değil, periferde ödemi yok, yaklaşık 2 saatte 30 mL/kg gibi sıvı desteği verdiniz. Tansiyon bir miktar toparladı. Ortalama erter basıncını 65 mmHg üzerinde seyrediyor. Bununla birlikte yüksek doz steradin ve adrenalin desteğine ihtiyaç duyuyor. Periferik perfüzyonun fizik muayene bulgusu motlingler belirdi. Düşük dozdan dobutamin eklediniz. Perfüzyon düzeldi. İdrar çıkışı 10-20 cc/h gibi olmaya başladı ya da hiç olmadı. CVVHDF desteği başladınız ya da başlamayı planlıyorsunuz. Ne kadar tanıdık geldi değil mi? Hasta septik şoksa erken müdahale ettiyseniz altta yatan enfeksiyon ajanına etkin ampirik tedaviyi verebildiyseniz, bir süre sonra idrar çıkımı artacak vasopresör destekleri azaltmaya başlayacaksınız. Olmadı hasta kendi içinde stabil, hemoglobin 7 g/dL’nin üzerinde, hidrokortizonda eklediniz, diyelim ki albumin de endikasyon koydunuz verdiniz. Ancak pozitif inotroplar azaltmaya başlayamadınız. Şimdi ne yapmalı. Acaba biraz daha sıvı versem mi? Yoksa sıvı vermek faydadan çok sıvı yüklenmesine neden olup hemodinamiği daha çok mu bozar? Hasta KC transplant postop dönemde kadavradan nakil oldu. Laktatı normal ama şok tablosunda yine ortalama arter basıncı 65 mmHg üzerinde tutabilmek için hem steradin hemde adreanilini yüksek doz alıyor. Hastanın operasyonunda 18 L asit sıvısının boşaldığı not edilmiş. Yine 2 saat içinde 3000 cc isolayt-S verdiniz. Peki bu hastaya halen sıvı basmak faydalı olur mu? Yoksa zararı mı olur?
Öyle ya her hasta tek başına
septik, kardiyojenik şok tablosuyla gelmiyor. İkisi bir arada da olabiliyor.
Tamam sıvı verelim de sıvı ancak kardiyak rezerv iyiyse hastaya fayda
sağlar. Belirli bir noktadan sonra vereceniz
sıvı fayda değil artık zehir görevi görür. İşte bu noktaya gelince hemodinamik
monitörizasyon yöntemleri parametrelerine başvuruyoruz.
Bu ikilemde kaldığınız durumda eldeki imkanlar ile ne yapabiliriz?
Günümüzde birçok yoğun bakım
monitörü, PPV (Nabız basınç değişkenliğini) otomatik olarak ölçebiliyor. Bununla birlikte
biliyoruz ki bu parametrenin klinik karar vermede etkili olabilmesi için; hasta
entübe olmalı, 8 ml/kg ‘dan Tidal volüm desteği alıyor olmalı,
hatta spontan solumuyor olmalı ve son olarak aritmik olmamalı, ARDS
olmamalı, abdominal basınçyüksekliği olmamalı! Yoğun bakım pratiğinde böyle
bir hasta bulabilirseniz bana da yollayın.
O zaman deniyor ki hastanıza bazal
bir PPV değeri görün, diyelim ki 30, takiben hastanıza pasif bacak kaldırma
testi yapın ve 1-1,5 dakika bekleyin PPV değerinde anlamlı bir düşme görebiliyor sanız
hasta sıvıya yanıt verebilir. Burada bacak venlerindeki yaklaşık 300
ml kan kalbe gelmiş, bir nevi ototransfüzyon yapmış oluyorsunuz, kalp bu
kanı perifere atmakta başarılı olduğu için strok volümü arttırmıştır.
Yine bir başka yöntem hastanın MV
sinde 15 sn’lik bir ekspriumda tutma manevrası
yapmak. Göğüs içi basınç azaldığı
için kalbe venöz dönüş artacak kardiyak rezerv de yeterli ise hastanın strok
volümü artacak nabız basıç değişikliği azalacak yani PPV düşecektir.
Bakın aşağıda hazır yapılmışı var:
Gerçektende bizim hastamızda da
oklüzyon testinde PPV gerilemesi çok daha belirgindi.
Aslında başta söyleseydimdaha iyi
olabilirdi. PPV yüksekliği neyi ifade ediyor. Mekanik ventilatöre bağladığımız
hastalarda inspirium ve eksprium esnasında toraksa gelen vasküler kan miktarı
değişir ve akciğerin yaptığı basıyla da Aorta üzerindeki basınç her solunum
hareketiyle değişir. Nabız basınç
dalgası inspiriumda büyür, ekspriumda küçülür.
Biz bu duruma kalp akciğer etkileşimi diyoruz. Eğer hastanın sıvı açığı varsa yani
damarı boş
ise nabız basınç değişkenliği fazla olur. Ancak hastayı sıvıya doyurduysak hatta fazla sıvı
verdiysek damar toraks basıncındaki değişikliklerden pek etkilenmez. Yani nabız
basınç dalgaları arasında insprium ve eksprium arasında fark çok az olur o
zaman hastanın PPV değeri %12’nin altında kalır. Hastanın sıvıya yanıt vermeyeceğini
öngörebilirsiniz. Hastanın bacağını da kaldırsanız çeşitli MV manevraları da
yapsanız PPV de değişim olmayacak ya da minimal olacaktır.
Biliyoruz ki CVP bakmanın sıvı
yanıtını öngörmedeki katkısı yazı tura atmaktan farksız. Pulmoner arter
kateter takıldığına en son intörnlüğümde şahit olmuş, iki sefer de koroner
yoğun bakımda asiste etmiştim. Bu yönteme hekimler günümüzde yabancı, dalgaları
yorumlamayı bilmiyorlar, yöntem oldukça invaziv, vasküler komplikasyon ve
enfeksiyon riski fazla. Ayrıca sıvı yanıtlığı konusunda verdiği bilgiler statik
yani CVP benzer fayda sağlıyor. Günümüzde sanırım kullanımı pulmoner arter
basıncını ölçmek amaçlı göğüs hastalıklarının invaziv ünitelerinde sınırlı
kaldı.
Bu nedenle günümüzde nispeten
daha az invaziv, kalibrasyona izin veren PİCCO ® ya da benzeri modül ya da cihazları
kullanarak birçok dinamik parametre elde etmemizi sağlayan cihazlar kullanıyoruz. Bu
yöntemle Strok Volüm Değişkenliği (SVV)’ ni de görme imkanına
sahipsiniz. Bu sefer yine kalp akciğer etkileşiminin strok volümde meydana
getirdiği değişkenliği nabız basınç dalgası üzerinden otomatik olarak
hesaplayabiliyorsunuz. Bu değerin de %10
üzerinde olması benzer şartları
sağlaması halinde sıvı yanıtını öngördürebiliyor.
Bu cihazlarda eş zamanlı olarak PPV’yi de görebiliyorsunuz.
Ben çok klinik faydasını göremesem
de PPV/ SVV’nin 0.8 <ise inotrop desteğin arttırılmasının
daha faydalı olabileceği, 0.8> ise vasopresör vermenin faydasının
olabileceği söyleniyor.
Buraya kadar anlattıklarımı özümsemem
ve klinik pratiğe almam yıllarımı aşağıdaki tabloyu hazırlamam üç günümü aldı. İnşallah
keyif le kullanırsınız. PİCCO ile elde edilen dinamik ve statik parametreleri
aşağıda özetlemeye çalıştım.
|
Termodilüsyon yöntemiyle elde edilen
statik ve dinamik hemodinamik monitörizasyon takip parametreleri
|
www.yogunbakimkalite.com
Dr. Serdar
Efe |
|||
|
GEF |
Global EF |
%25-35 |
bir kalp odacığının ortalama olarak diyastol
sonundaki kanın yüzde kaçını sistolde pompaladığını gösterir. |
Sağ sol ayrımı yapmaz, dört odacığın global pompa
fonksiyonudur. |
|
CCO |
Sürekli Kardiyak Çıktı |
4-8
L/dk [SV x Kalp Hızı] |
Düşük: kardiyojenik şok, hipovolemik şok Yüksek: Sepsis,
anemi, hipertermi, tirotoksikoz |
Doku perfüzyonu için yeterli kan gidiyor
mu? Pompa Performansını yansıtır. |
|
CCI* |
Sürekli Kardiyak İndeks |
2,5-4,2 L/dk/m2
|
||
|
SV |
Atım Hacmi |
60-100
mL/atım |
Hipovolemi, Kalp Y, Ao darlığında azalır.
|
Kalp her atımda ne kadar iyi pompalıyor? Kalbin verimi nasıl?
|
|
SVI* |
Atım Hacmi İndeksi |
33-47
mL/atım/m² |
||
|
SVV |
Atım hacmi değişkenliği |
%10-13’ün
üzerinde
|
SV max –SV min/Ortalama SV x 100 |
Yüksek olması damarın nispeten boş olduğunu ve sıya yanıtın olumlu olabİlieceğini
gösterir. |
|
PPV |
Nabız basınç değişkenliği |
%13’ün
üzerinde |
max nabız basıncı - min nabız basıncı/ Ortalama nabız basıncı x 100 |
|
|
PPV/SVV |
Cihazlar otomatik hesaplamaz |
0.9 |
0.9 altında ise septik şoka sekonder damar geçirgenlik
artışı |
Yüksekliği ise vasokonstriksiyonu düşündürür. |
|
MAP |
Ortalama Arter Basıncı |
>65
mmHg
|
SV x Kalp Hızı x SVR |
Doku perfüzyonunun temel göstergesi |
|
CPO |
Kardiyak Güç Çıktısı |
(CQ x MAP) x 0.0022>0.6 W |
0.6 Watt’ın
altında Ciddi Kalp Y/
Kardiyojenik Şok |
Pompa
performansı nasıl? Kardiyojenik şok
için güçlü prognostik EF den daha değerli. |
|
CPI* |
Kardiyak Güç İndeks |
0.5-
0.7 Watt/m2 |
0.4’ün altında
W/m² ciddi Kalp Y. /Şok |
|
|
CFI* |
Kardiyak
Fonksiyon İndeksi |
(CO/ GEDV) |
4.0> Kalp
fonksiyonunda bozulma (Kardiyojenik şok, miyokard depresyonu). 6.5 <erken
sepsis, anemi, vsd. |
Kalp ne kadar verimli çalışıyor? Kalbin
(kontraktilitesi= Kasılma gücü) |
|
dPmx |
Delta Puls Presure Maximum |
Belli bir değer aralığı yok Artış trendi myokardın
toparladığını gösterir. |
Kalbin
kontraktilitesi (inotropik durumu) Kalp SV ve miyokard kasılma gücünü yansıtır. Eğim ne kadar dik ise kasılma iyiyse
basınç değişimi hızlı yani eğri dik olur. |
|
|
GEDV
|
Global Son Diyastolik Hacim |
800–1000 mL |
Diyasyol
sonunda dört boşluktaki kan volümü |
Uygun ön yük |
|
GEDI*
|
Global Son Diyastolik İndeks |
680-800 mL/m2 |
||
|
ITBV |
İntratorasik Kan Hacmi |
850-1000 mL/m2 |
Kalp + Pulmoner damarlardaki toplam kan hacmi |
Volüm durumunun değerlendirilmesinde kullanılır. |
|
SVRI* |
Sistemik Vasküler Direnç İndeksi |
1700-2400 dyn.sec.cm-5.m2 |
Afterload (kalbin
atım yükü). |
Steradine bağlı ya da Kr. Kalp Y’de kompanzatuar
olarak yükselebilir. Hipervolemide yükselebilir. |
|
EVLW |
Ekstravasküler Akciğer Suyu |
3-7 mL/kg
|
7<Pulmoner
ödemi gösterir.
|
Akciğer
interstisyumunda biriken sıvı |
|
ELWI* |
Extravascular Lung Water Index |
5-10 mL/m²
|
10<Sepsis,
Kalp Y. ARDS
|
|
|
PVPI* |
Pulmoner Vasküler Permabilite
Indeksi |
3’ün altında Kalp
Y bağlı Hidrostatik pulmoner ödem |
3’ün üzerinde Septik
ARDS'ye bağlı permeabilite artışı |
Ödemin kaynağı hakkında bilgi verir. |
PİCCO ® ya da benzeri termodilusyon yöntemini
kullanan cihazları kalibre edebildiğimiz için yoğun bakımda kritik hastada daha güvenilir
sonuçlar elde edebiliyoruz. Bu arada elde edilen verilerden bazılarının sürekli değiştiğini (dinamik parametreler) bazılarının
ise sadece kalibrasyon sonrası değiştiğini (volümetrik/
statik parametreler) farkedeceksiniz.
Bunun en güzel tarafı kalp akciğer
etkileşimi hakkında bilgi sahibi olabilmenin yanında kardiyak fonksiyon hakkında da değerlendirme
yapabilmemizi sağlayan pek çok parametre sağlaması. Belki de gereğinden fazla.
Hastanın global EF’ni ölçebiliyorsunuz, her atımda gerçekleşen Strok
volümünü görebiliyorsunuz. Ayrıca hastanın boy kilo bilgilerini doğru bir
şekilde girebilirseniz, kardiyak indeks, strok volüm indeksi gibi
bilgilerini de görebiliyoruz. Tabi ki bu veriler hastanın fizyolojisine göre
daha faydalı bilgiler sunabiliyor.
Ekstra bir fayda Sistemik Vasküler Permaabilite İndexi. Biliyoruz
ki septik hastada vasküler kaçak var o zaman bu değer düşmeli, kardiyojenik
şokta periferik vasokonstriksiyon var, bu hastada yükselmeli. Teorikte böyle
ama ben septik hastalarda bile hiç düştüğünü gözlemlemedim. Çünkü biz bu
hastaya PİCCO ®
takmışsak çoktan steradin, adrenalin başlamış oluyoruz. Bu cihazda torasik
intra vasküler sıvıyı görmeniz mümkün. Aynı zamanda ekstavasküler
akciğer suyunu (EVLV) da görebilme imkânınız var. Yani akciğer ödeminin
miktarı. Ne güzel değil mi verdiğiniz sıvı vasküler alanda mı kaldı, akciğere
mi kaçıyor, yaptığınız müdahaleler kalp fonksiyonlarını nasıl etkiledi. Hatta
şunu da görebiliyorsunuz akciğerde biriken sıvı sepsisten kaynaklı vasküler
kaçağa mı bağlı yoksa kalp yetersizliğine ikincil mi gelişti? Ne farkeder
diyebilirsin. Sepsise sekonder ise belki kortikosteroid verirsin. Hasta hem
septik hemde kalp yetersizliği geçirmiş olduğu enfeksiyonun da etkisiyle bozulmuş
olamaz mı? Oluyor. İkisi bir arada 3’ü bir arada bizim hastalar öyle.
Yorumlaması bazan zor ama keyifli. Ancak
maaliyet etkin midir, onu bilemem. O yüzden PPV hastayı yönetmenizde
yetmiyor ve beklentinizin yüksek olduğu hastada tedaviyi yönlendirmek amaçlı
kullanmak daha mantıklı.
Aşağıda hemodinamik monitörizasyon
yapamakta kullanılan cihazları genel kültür olması açısından özetlemeye
çalıştım.
|
Cihaz İsimleri |
Gerekli Donanım |
Kalibrasyon Yöntemi / Çalışma
Prensibi |
|
|
İnvaziv |
PiCCO® |
Santral Venöz Kateter + (Radyal veya Femoral) |
Transpulmoner Termodilüsyon ile kalibrasyon yapılır. Soğuk SF SVK’dan verilir, arteriyel kateterle zaman-sıcaklık eğrisi
ölçülür. |
|
LiDCOplus® |
Lityum ile Transpulmoner Termodilüsyon kalibrasyon yapılır. |
||
|
Minimal invaziv |
CardioQ® ODM II® Hemo Sonic100® |
Özofageal Doppler Probu |
İnen Aortadan Pulse Kontur Analizi yapar. Prob yer değiştirirse kalibrasyon gerekir. |
|
FloTrac / Vigileo® |
Standart Arteriyel Kateter
|
Kalibrasyon yapılamadığı için vasopresör alan kritik hastalarda kullanımı sınırlı, perioperatif dönemde kullanımı öneriliyor. |
|
|
Non-invaziv |
Nexfin® Clearsight® |
Parmak Hacim Klempesi |
Pulse Kontur Analizi yapar. Kalibrasyon yapılamaz. |
|
Masimo RAD-87® |
Pletismografik Pulse Oksimetre Probu |
Parmak pletismografisi ile arteriyel basınç dalga
formunu yeniden oluşturur. Sürekli otokalibrasyon |
Noninvazivler periferik perfüzyonu
bozuk olan bizim kritik hastalarımızda uygun değil. Sadece arteryel kateterden
veri elde eden yöntemler ise kalibre edilemediğinden, özellikle vasopresör alan
kritik hastalarda sıvı yanıtını öngöremedikleri belirtiliyor. Bu cihazlar daha
çok perioperatif olarak tercih ediliyor. Henüz özafageal prob kullanma şansım
olmadı. Aşağıdaki tabloda da sıvı yanıtını öngörmede kullanılan farklı yöntemlerle
elde edilen hemodinamik parametereleri özetlemeye çalıştım.
|
|
|
|
|||||
|
Statik |
Santral Kateter |
İnvaziv |
CVP (Santral venöz kateterizasyon) |
|
Sıvı yanıtını değerlendirmede başarısız |
||
|
PAK |
PATB (Pulmoner arter kateterizasyonu) |
|
Sıvı yanıtını değerlendirmede başarısız |
||||
|
Dinamik |
Arter kateterizasyonu |
Min. invaziv |
PPV (Pulse pressure variabilty) |
Nabız Basıcı Değişkenliği |
>%13 sıvıya yanıtlı |
||
|
SVV (Stroke Volume Variation) |
Atım
Hacmi Değişkenliği |
>%10-13 sıvıya yanıtlı |
|||||
|
SPV (Systolic Pressure Variation) |
Sistolik Basınç Değişkenliği |
>10 mmHg’nın sıvıya yanıtlı |
|||||
|
Özofagel dopler EKO (TEE) |
Min.invaziv |
RSVT açısı |
Akım
hızı eğrisinin geometrik açısal değişimi |
>30° sıvıya yanıtlı |
|||
|
Δvpeak Sol ventrikül çıkımındaki
akım hızı değişimi |
Akım hızındaki yüzdesel değişi |
>%12-15 sıvıya yanıtlı |
|||||
|
TEE |
Min.invaziv |
LVEDA (sol ventrikül diastol sonu alan ) VCS kollapsibilitesi |
Ön yükü
belirlemede faydalı (VCS)
çapındaki solunuma bağlı değişim oranı |
Sıvı yanıtı konusunda fikir vermez > %36-50 sıvıya yanıtlı |
|||
|
USG |
Noninvaziv |
VCI distensibilitesi |
VCI çapındaki solunuma bağlı gelişen değişim oranı |
>%18
sıvıya yanıtlı |
|||
|
Torasik Elektriksel Biyo-Empedans |
Noninvaziv |
Torasik
elektrotlarla dokuların elektriksel direnç değişimi ölçülür |
SVV, CQ ve Thoracic Fluid Content (TFC) 35 kΩ⁻¹ |
Sıvı
Yükleme Testi Sonrası CQ'da >10% artış sıvıya yanıtlı |
|||
|
Parmak pulse oksimetre |
Noninvaziv |
PVI (Pleth Variability Index) |
Dalga Genliğindeki Değişim |
>%15 sıvıya yanıtlı |
|||
|
NICO |
Noninvaziv |
Kısmi
CO₂ yeniden solutulması |
Rebreathing Sonrası |
CQ
>%15 artış sıvıya yanıtlı |
|||
|
Volümetrik |
PİCCO ® CVP kateteri + Arteriyel Termodilüsyon Kateteri gerekli |
İnvaziv |
GEDV (Global end diastolik volüm) (preload) |
Diyasyol sonunda dört boşluktaki kan volümü |
Normali 680-800 Ml/kg/m2 |
||
|
ITBV (Intrathoracic Blood Volume) |
Kalp boşlukları + AC vasküler yataktaki kan |
<850 mL/m² (hipovolemi, vsd) >1000mL/m² (hipervolemi, sağ KY) |
|||||
|
EVLW (Ekstravasküler Akciğer Suyu) |
AC ödemini gösterir |
|
|||||
|
PVPI (Pulmoner vasküler permabilite indeksi) |
3< Kalp Y bağlı hidrostatik AC ödemi |
|
|||||
|
EKO (TT) |
Noninvaziv |
REVDV (Sağ Ventrikül End-Diyastolik Hacmi) |
<100
mL hipovolemi |
Sıvı yanıtını değerlendirmede başarısız |
|||
|
LDEVA (Sol Ventrikül End-Diyastolik Hacim Alanı) |
<10 cm²/m² hipovolemi |
Sıvı yanıtını değerlendirmede başarısız |
|||||
Son olarak yoğun bakımda gezerken absürt TA değerleri (nabız basıncında artma ya da azalma) gördüğünüzde ne düşünmemiz gerektiğini özetlemeye çalıştım.
|
Nabız Basıncı= Sistolik Kan Basıncı (SBP)- Diyastolik
Kan Basıncı (DBP) |
Klinik Nedenler |
|
|
Düşük / dar <25 mmHg |
Stroke Volume Azalması veya Şiddetli vazokonstriksiyon |
1. Şiddetli Hipovolemi (Kanama, dehidratasyon) |
|
Yüksek / geniş > 100 mmHg veya Bazal değerine göre belirgin artış |
Stroke Volume (SV) Artışı Diyastolik Basınçta Düşüş Vazodilatasyon |
1. Ao Y. (En klasik neden) (İzole Sistolik Hipertansiyon) |
Bu yazımı başta yeni başlayan
meslektaşlarım için derlemeye çalıştım. Hatalarım varsa yorum kısmında
belirtirseniz hemen düzeltirim, hepinize yaptığınız işten keyif alabildiğiniz günler
diliyorum.
Sağlıcakla.
Dr.Öğr.Üyesi Serdar Efe
serdarefe@uludag.edu.tr
Hakkımda
- Dr Serdar EFE
- Daha iyi bir yoğun bakım işleyişi için heyecan duyan herkesi destek olmaya davet ediyorum. Bazı blog yazılarım bir yoğun bakımcı için hafif gelebilir, amacım ileri düzeyde akademik kafa karışıklığı yaratmak değil, aksine son literatürü de gözden geçirip, klinik deneyimlerimden de örneklerle bilgiyi kullanılabilir kılmak, hayata geçirmektir. Bu nedenle yoğun bakım eğitimim öncesi yanlışlarımı da gözden geçirerek, kritik hastayla her basamakta uğraşan sağlıkçı arkadaşlarım için de özetler vermeye çalışıyorum. Her yazımın sonunda yorum kutularını göreceksiniz, lütfen önerilerinizi, yorumlarınızı, beğeninizi ya da, eleştirilerinizi esirgemeyin. Bloğum için teknik destek almıyorum, amatörce başladım bu nedenle sayfa düzeni için önerileriniz de benim için çok önemli, saygılarımla, sağlıcakla kalın.