Mekanik Ventilasyon Sıvı Tedavisi Sepsis Kan Gazı Yaşam Sonu İletişim

Yaşam sonu tedavi kılavuzlarına uyumunuz yüzde kaçtır?

 

Bu hafta ilk defa iç hastalıkları asistanımızın uzmanlık sınavına katıldım ve ilk defa mentorluk yaptığım asistan arkadaşımız tez çalışmasını tamamladı. 5,5 yıllık iç hastalıkları asistanlık sürecinde “ben akademisyen olmak istemiyorum, elimde güç olsa ilk bu tez işini kaldırırım!” diyordum. Şu yaşadığıma bak.  Uzun zamandır aklım da olan bir farkındalık çalışmasını tamamlamış olduk. Aslında cevabı baştan belli olan bir çalışma da olsa nerede daha çok hata yaptığımızı, hangi noktalarda maliyet yüksek potansiyel olarak faydasız diyebileceğimiz tedavileri uyguladığımızı gözlemlemiş olduk. 2020 sonrası yayımlanmış olan 11 kılavuzu inceledik. Bu 11 kılavuzun 7’sinin yaşam sonu dönemde olan hastalara verilmesini önermediği tedavileri konsensus olarak belirledik. 


Bu tedavilerin EoL döneminde uygulanmasının gereksiz veya potansiyel olarak uygunsuz olduğu varsayımıyla yola çıktık. Yaşam sonu dönemdeki hastalarımızda EoL kılavuzlara uygunluğun %65 seviyesinde olduğunu saptadık.

Hastaların dörtte üçünün entübe edildiği geri kalan grubun ise hasta yakınlarının entübasyonu kabul etmediği için tedaviyi reddettikleri dosyalarına not düşüldüğü saptandı. Hastaların büyük çoğunluğu vazopressör destek aldığı, %35’inin yoğun bakım ünitesine alındığı saptandı. Sizlerle YOBAKAP WhatsApp grubunda paylaştığım prognostik ve fonksiyonel kapasite testlerini kullandık. Bu testlerden 4 ya da daha fazlasında kısa yaşam beklentisi (belirlenmiş eşik değerlerin altı ta da üstü) kısa olduğunu öngördüğümüz gruplarda yaşam beklentisinin 4-10 gün kadar olduğunu gözlemledik. Hastalarımız farklı servis hastaneye nakil olsalar dahi hiçbiri taburcu olamadı, iki hasta dışında sağ kalım 30 günün altındaydı. Yani bizler ülkemizin her yerinde olduğu gibi kuruyan çiçekleri sulamaya devam ettik. Hatta vitaminler, mineraller, beslenme ürünleri verdik. Ağrılarını yeterince etkin önleyebildik mi bilemiyorum ama diyaliz kateteri takıp renal replasman yaptık.  Solunum sıkıntısı olmasa da entübe ettik, doğal ölümün bir parçası olan hipotansiyona tahammül edemedik, hatta bilinci kapandı diye Radyolojik görüntülemeler yaptık. Bol bol tetkik istemeye devam ettik. Yani nerede duracağımızı bilemedik. Bildiğiniz şeyleri tekrara gerek yok. Hasta başına yaklaşık ortalama 160 bin TL, median 100 bin TL (IQR: 40– 215bin). Dört ayda sadece iç hastalıkları kliniklerinde 150 hastanın maliyeti 23 milyon TL. Hastanın yaşam sonu dönemi bakım kalitesini arttıramadığımız gibi (kişisel gözlemim) kaynaklarımızı ve kendimizi tükettik. 25 yaşında travmaları, DKA’ ları 1 hafta acil serviste gözledik.

Bence ilginç olan bir diğer konu toplam maliyetin yüzde %35’nin sadece %10’luk hasta grubu tarafından oluşturulması. Bu aslında klasik bir tabloymuş. "Klasik" dedim çünkü sağlık ekonomisi literatüründe bu patern çok sık raporlanmış.

-          Böyle çok makale yazar gibi anlatmaya sevmem ama kendime çıkardığım sonuçlar:

 

-          Ülkemizde bu konuda mevzuat geliştirme çalışmasına başlanması ne kadar sürer bilemiyorum ama

 

-           1500’den fazla ölüme şahit bir hekim olarak klinik öngörüm güçlü olabilir ancak kısa yaşam beklentisini öngörmek adına kombine prognostik skorları kullanabiliriz.

 

-          Yoğun bakıma yeni başlayan asistanlarımıza EoL tedaviler konusunda bilgilendirme yapabiliriz. Yasal açıdan problem yaşamamaları için nelere dikkat etmeleri gerektiğine dair eğitim verebiliriz.

 

-          Bu hastalardaki maliyeti eğer istersek azaltabiliriz.

 

-          Yoğun bakıma inme ihtimali olan hastayı mümkünse serviste görüp danışmanlık yapabiliriz. Gerçekçi tedavi sonuçlarını iletip önceden bakımın planlanmasına yardımcı olabiliriz. Günlük-haftalık takip edebiliriz.  

 

-          Yaşam sonu danışmanlık vermek adına etik kurullar kurabiliriz.

 

- Kaliteli yaşam sonu bakıma vereceğimiz emeğin aslında yoğun bakım adına da birçok süreci kolaylaştırabiliriz.  

 

-       Boşuna akıtılan emek ve faydasız maliyetleri faydalı palyatif bakım yataklarının finanse edilmesinde kullanabiliriz (mi acaba?) Henüz yöneticilik deneyimim olmadığı için yaptıklarımızın lokal olarak işimize yarayıp yaramayacağını bilemiyorum.

 

Bunlardan birini bile yapsak kardır. Bizim klavyelerde neden “şapkalı a” yok?

Sağlıcakla.

Dr. Öğr. Üyesi Serdar Efe

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi

Dahiliye Yoğun Bakım Ünitesi

serdarefe@uludag.edu.tr

Nazan Öncel’in dediği gibi ne bir hırsım var ne de hasedim.

 

“Geceler kara tren geceler, yazıyor seni bana geceler…..bir demlik çayım var tütünüm de bitiyor… “dizeleriyle çok sabahladığım olmuştur. Halbuki ne sigara içerdim ne de o saate çay, bira bile içmezdim çoğu zaman. Metalica sweti giyer ama öyle her sözünü, parçasını bilmezdim. Bugün bir ropartajını okudum Nazan Öncelin. “Hiç hırsım yok hasetim yok, minimalist yaşamaya başladım. Biraz geç oldu ama diyor.” Uzun yıllardır kişisel gelişim okurdum artık okumuyorum. Hepsinin sonu meditasyonda bitiyor. Onu da yazın yapmayı seviyorum güneş altında.

Tamam dediklerinizin hepsini yaptım, ben zaten öyle yapıyorum ama nirvanaya ulaşamıyorum ancak sık sık akışa kaptırıyorum kendimi, bir bakmışım sabah oluyor.

Ancak eskisi gibi  bedenim ertesi gün beni taşımakta zorlanabiliyor. Gece uykusuz kalmak demiyelim de uyumak istememek beynin susmaması üretkenlik için iyi de acaba sağlığımdan veriyorum diye düşünüyorum bazen.

İşi gücü bıraktım 350 bin TL hazır maaşı bırakıp yarısına çalışıyorum. Hayalimi yaşıyorum mutluyum da, zaten oldum olası minimalistim. On yıldır giydiğim kongre ceketim yıkamaktan çekti diye düşünürken 5 kilo aldığımı farkettim. Eskisini çok seviyordum ama artık vedalaşmak zorunda kaldım. Evimizde benden başka lüzumsuz biblodur, süstür bir şey yoktur. Çocuklar rahatla top koşturabilir.

Nazan Öncel’in dediği gibi ne bir hırsım var ne de hasedim. Bursa’ya yolunuz düşerse beklerim.

Öğrencilerime diyorum, hocalarınızın anlatacaklarının belki de çok daha iyisini birçok yerden bulabilirsiniz, deneyimlerimizden faydalanın, sorun, merak edin ve bir konuda bir alanda bir an önce özelleşin, derinleşin, sonuçta mutlu olacak kadar bol kazanamayacaksınız. Bunları konuşurken bir öğrencim “hocam ukalalık yapmış gibi olmayayım kulaklarınızdaki çizgiler“

-          Evet dedim, sözünü bitirmesini beklemeden, ölüm çizgilerinden bahsediyorsun. Ailesel hiperlipidemi, hipertansiyon öyküm var, yakında diyabet de sıradadır. Üç yıl önce Fakülteye yani başladığımda bir selfi çekerken farkettim bu çizgileri. Hemen eşimi aradım.

-          Bunlar yoktu ben de ne zamandır var bunlar? Ölüm çizgisi bunlar. O ne dedi?

-          Ama ölmedin? 

Gülermisin ağlar mısın? Sonra dedim angio mu yaptırsam, sonra  baktım blog yazılarına, öncesinde angio yaptırıp stent taktıranlarla olayı seyrine bırakanlar arasında mortalite açısından fark yok, CABG ile stentleme arasında fark yok. Efor testi de eskisi kadar öneri değil, başladım kollesterol ilacına……. Ne diye anlatıyorsam bunları, para kazanacağım derken öldüreyazmışım kendimi. Şimdi ölsem de artık gam yemem gülümseyerek giderim.

Hani kitaplarda hep diyor ya sevdiğin işi yap para ardından gelir. O öyle bir şey değil. Gelme ihtimali artabilir. Patent başvurusu yaptım ama daha yolun başındayım tabi. Umut dünyası. Geleceği varsa gelecektir.

Diyeceğim o ki kendimize iyi bakalım. Hayat kısa.

Esmolol infüzyonu, metabolik alkaloza neden olabiliyor. Stewart yöntemi ve parçalanmış BE.

 

Dün Türk Yoğun Bakım Derneği'nin düzenlediği kan gazı kusunda bir sunum yaptım. Çok harika bir kurs oldu, beklentimin çok üstündeydi, sunum yapan hocalarımızın deneyimleri çok derin ve dikkat çektiği noktalar çok önemliydi. Kendi adıma çok mutlu oldum. Sunum yapacağım zaman genelde stres olmam saatleri iple çekerim ama bu sefer, biraz kaygılıydım. Klinikte çok kullanmadığım bir yöntemi önce kendim anlamam işe yarar hale getirebilmem ve deneyimli klinisyenlerle paylaşmam gerekiyordu. Bu nedenle sunum bitti eve döndüğümde hem eksik noktaları yerine oturtmuş olmanın hemde harika insanlarla birlikte deneyim paylaşmanın verdiği mutluluk vardı. Hatta büyük bir borcum varmış da kapatmışım gibi bir rahatlama J Kursu düzenleyen TYBD Derneği Yöneticilerine, Fethi Hocama, İlkay Hocama nazik davetleri ve kan gazı konusuna kendini adamış insanları bulup bir araya getirdiği çok teşekkürlerim ederim. Başta çok istekli değildim ama üç yıldır devam ettiğim AKG çözümleme çabalarıma farklı bir bakış katacağı için Stewart yönteminin daha derinlerine daldım. Sonunda oldu sanırım. Anlayabildiğim kadarıyla önce yöntemin mantığını kısaca özetleyip sonrasında formülasyonları versem daha iyi olacak. Stewart yöntemini uygularken ilk bilmemiz gereken, vucut sıvılarında anyonlar ve katyonların dengede olması gerektiği. Yani katyonlar ve anyonlar birbirine eşit olmalı. Stewart kanda tamamen çözünen (güçlü iyionlar) Katyonların (Na+, K+, Ca++ ve Mg++) toplamından, kanda tamamen çözünen ölçebildiğimiz anyonları (Klor - ve Laktat-) çıkarttığımızda SIDa değerini elde ettiğimizi söylüyor. SIDa değerinin içerisinde HCO3-, zayıf asit özelliğine sahip yani tamamen çözünmeyen albumin, fosfor ve ölçemediğimiz anyonları içeriyor. Saydığım tüm değerlerin mmol/L cinsinden hesaplamasını yaptığımızda verceğim formüller yerine oturuyor. SIDe değeri HCO3+ Atot değerinin toplamından elde ediliyor. Bildiğimiz gibi bunlar vücudun tampon sistemleri vücutta asidotik bir durum olduğunda önce devasa bir protein yapıya sahip Hemoglobin, albümin ve fosfat kendince kompanzasyonu sağlamaya çalışıyor. Bu durum yeterli olmayınca asitler HCO3 ile tamponlanmaya başlıyor. Takiben olayın ciddiyetine göre HCO3 tükenmeye başlıyor. Yani Atot düştü, albümin düştü, bicarbonat düştü, netice itibariyle bunların toplamından oluşan SIDe düştü. Atod ise albumin ve fosfor değerlerinin mmol/L’ye çevrilmesiyle elde edilen değerlerin toplanmasıyla elde ediliyor. Bu arada Laktat değil ise onu da mmol/L’ye çevirmeyi unutmayın. SIDa değeri normalde SIDe’ye eşit olmalı ancak değilse SIDa-SIDe= SIG(Güçlü İyon Açığı) vardır demektir.  Burada Anyon Gap’ten farklı bir noktaya dikkat çekmek isterim. Anyon gap’te Na’dan Clor ve HCO3’tı çıkarıyorduk, burada ise katyonların tamamını(AKG’de birimleri zaten mmol/L cinsinden veriliyor.) Clor ve Laktat toplamından çıkarıyoruz. Onu karıştırmayın.


Bu değer de ölçemediğimiz anyonlar konusunda bize bilgi verir. Şimdi bunu bir örnek üzerinden anlatırsam daha güzel oturacak. 

PH: 7,49

BE: 13,5

PCO2: 47,5

ALB: 26 g/L (Albümin/ 66,5=mmolL)

Fosfor: 1,8 mg/dL (Fosfor x 0,3229= mmol/L)

Şimdi bu hastayI önce geleneksel yöntemller ile bir değerlendirelim. Bu arada hasta MV ye bağlı, derin sedoanaljezi altında multipl AC met’leri var. Diüretik almıyor. N/g’Den rezidüsü yok.  İdame mayi almıyor.  Alkalozu var, metabolik alkaloz, CO2 kompanze edebilmek için yükselmiş gibi duruyor. Ancak beklenenden ( 0,7 x (36,7-24)= 12,7 Artmalıydı) biraz az yükselmiş, bir miktar solunumsal alkaloz da eşlik ediyor olabilir.  

Bu hastada alkalozun nedeni nedir diye düşününce uzun süredir aldığı Esmolol infüzyonu olduğunu düşündük. 

Esmolol etken maddesi değil de içerisindeki Na-Asetat.  Asetat Crebs Siclusuna giriyor ve sonuçta HCO3 oluşuyor. Hastayı alkaloz tablosuna sokuyor. 

Son bir ayda takip ettiğim esmolol infüzyonu ile Alkaloz gelişen 2. hastam. Diğer hastam yüksek doz furosemid alıyordu ve Alkalozu ciddi düzeye çıkmıştı. Yukarıda özetlediğim yöntemle ancak Steward yöntemini kendimce anlaşılabilir hale getirebildim. Bununla birlikte Alb, fosfor değerlerini birim olarak değiştirmek kolay olmadığından yatak başı değerlendirme nispeten sıkıntılı olabilir.

Benim de ayrıntısını ve uygulama şeklini kurstaki değerli hocalarımdan öğrendiğim bir diğer değerlendirme yöntemi (Stewart Fencl, Partitioned BE yöntemi.) 


Kendi adıma taşları henüz yeni yerine oturtabildim. İnşallah sizlerinde işine yarar. Yukarıdaki BE değerini parçalayarak yapılan değerlendirme benim verdiğim Atot hesaplamanızı gerektiren hesaplamalardan daha pratik. Tesadüf bugün takip ettiğim hastamın değerleri dün öğrendiğim konuyu bugün pratiğe sokabilmemi sağladı. Sanırım kan gazı kursu  gelişerek devam edecek, katılmanızı öneririm. Bana bu imkanı verdiğiniz için de tekrar teşekkür ederim.

 Sağlıcakla. 

Dr Öğr. Üyesi Serdar Efe 

serdarefe@uludag.edu.tr 


Solunum Piramidi, τ_est, RCexp

Mekanik ventilatör ekranlarında rutinde bakılan ve sadece üç basınç değeriyle akciğerin boşalma hızını hesaplayan bir formül geliştirdim. RCexp değerine benzer ancak hiçbir ek sensör ya da donanım kullanmadan. Literatürde yer almayan ama FDA onaylı cihazla birebir örtüşen küçük, sade bir formül. Şimdilik kod adı :  τ_est 

Auto-PEEP riskini yatak başında 30 saniyelik değerlendirmeyle gösterebilecek.

Ekspirium süresini ayarlamanız için size yol gösterebilecek.





Yakın zamanda Solunum Piramidinden bahsetmiştim, o fikri biraz geliştirdim, mekanik

ventilatör ekranları için bir arayüz ve solunum mekaniklerinin öğretilmesinde kolaylık sağlayan bir simülasyon geliştiriyorum.


Patent başvurularını yaptım, makale değerlendirme aşamasında, inşallah o yayımlandıktan sonra τ_est’ i de paylaşacağım. Yıllardır süren arayış sonrası beni heyecanlandıran, uykusuz bırakan gelişmeleri

sizlerle de paylaşmak istedim.

Bu arada bu patent işi de kumar bağımlılığı gibi bişeymiş :) bir kere bulaşınca rahat bırakmıyor.

İnşallah hastalarımızın mekanik ventilatör ilişkili akciğer hasarından korunarak solutulmasında,


mekanik ventilasyon süreçlerinin kişiselleştirilmesinde, benim de katkım olur.

Sağlıcakla.

Dr. Öğr.Üyesi Serdar Efe

serdarefe@uludag.edu.tr 

Mutlu bir akdemisyen olmak ister misiniz?

Son bir yıldır hayatımda olduramadığım şeyler birer birer olmaya başladı. Sanki önümde bir engel vardı da kalktı, biri elimden tuttu da yardım etti. Kısır döngüye giren olaylar çözülmeye başladı. Aslında elimden tutan yapay zeka oldu. Mentor derler ya. 

Önceden kendi çapımda bir konu belirler derin araştırmalara dalar, klinikte hasta üzerinde uygular işe yarayanlara devam ederdim. Ancak iş yoğunluğundan  bazı konular zoruma gider yüzeyel kalırdım. Eksikliğini hissederdim. Bazı yerleşmiş bilgileri öğrenir ama nereden geldiğini bulmak çoğu zaman zoruma giderdi. Son dönemde merak ettiklerimi bulmak kolaylaşınca işler zevkli bir hal aldı. Konular üzerindeki derinleşmeye başladığımda yapay zekanın da çuvallamaya başladığını, cevap bulamadığını farkettim. İşte o noktada yapay zekayla şöyle konuşmalarımız başladı. Tamam senin söylediklerini ben biliyorum ama bilmediğim şu. Bu neden böyle dediğimde bana çok farklı ufuklar açmaya başladı. Özellikle de işin fiziğine, fizyopatolojisine girdiğimde daha önce klinik uygulamaya girmeyen uygulamaları deneyimlemeye başladım. 

Geçenlerde paylaşmıştım. Solunum piramidi diye bir şey buldum. Geliştirilebilir bir şey diye. Onu geliştirdim mesela, uluslararası patent başvurusunda bulundum. Şimdi mekanik ventilatör ekranları için bir arayüz ve eğitim amaçlı aplikasyonu üzerinde çalışıyorum. Her geçen gün bulduğum şeyin bulduğumu zannettiğim şeyden çok daha ileri noktalara gidişi beni heyacanlandırıyor. Önceden birileri solunum mekaniğini fizik kuralları ile bağdaştırmış güzel ama klinisyenlere uygulayıcılara yeterince iyi anlatamamış. Aslında işin çıkış noktası ben bunu daha iyi nasıl anlarım dı. On yıldır işin içinde olan ben, bunu kavramakta zorlanıyorsam sanırım geri kalan %99’da zorlanıyordur.  İddia ediyorum solunum daha önce hiç bu kadar güzel görselleştirilmemişti. Amacım güzelleme yapmak değil bugün, heyecanımı maruz görün. Geçirdiğim basamaklar genç meslektaşlarıma da biraz olsun heyecan verebilir diye düşündüğüm için bahsediyorum. Son 2-3 aydır güzel mesajlar alıyorum. Birçok meslektaşım hatrımı sorup, önerilerimi soruyor, fikirlerini beyan ediyor. Buradan kendimce önerilerimi paylaşmak istiyorum.

Henüz başındasınız, çevrenizde Yb Uzmanlarını görüyorsunuz değersiz hissediyorlar, özlük hakları kötü, kiminin çalışma şartları çekilmez, kimi mobing altında, kimi nöbetlerden yakınıyor. Yakın dönemde de pek olumlu şeyler yok. Bununla birlikte artık yoğun bakım camiasındasınız ve heveslisiniz. 

Öncelikle gelecek için kaygılanmayı bırakın, kaygılanarak geçireceğiniz vakti alanınızda gidebileceğiniz tüm kurslara katılmakla harcayın. Kurslarda aldığınız notları hemen dönüşte hastalarınız üzerinde uygulamaya başlayın. Tepeden tırnağa yoğun bakım ultrasonunu öğrenin. Her yatan hastanıza rutin akciğerlerine bakın, kalp kasılma gücü nasıl, plevral sıvısı var mı, boşluklar ne alemde, batın içi organları gözden geçirin, mesanesine bakın, büyük venlerde tromboz var mı? Bir el USG’si alın cebinizde gezdirin. Bronkoskopi kursuna gidin. 

Hocalarınız çalışma mı yapıyor, hocam ben de tariyim benim de adımı yazın makeleye. Şurda bir kurs var gidebilir miyim diyin, destek isteyin. Pek değerli görülmez ama derlemeleri okuyun. 

Hemodinamik monitörizasyon yapın. Bir arter kateteri ve monitör varsa  pasif bacak kaldırın, mekanik ventilatörde okluzyon testi yapın.

 P0.1, NIF, RSBI neymiş araştırın. Mekanik ventilatörde var olan ama kimsenin kullanmadığı modları karıştırın. Ne işe yaradığını bilmediğiniz düğmeleri soruşturun.      

Çocuklarım günde onlarca soru soruyor bana “oğlum nereden bileyim internete baksanıza diyorum” çoğu zaman ama bakmıyorlar.   

Chat GPT kamerasını açıp gösterdiğinizde bu nedir diye onu bile söylüyor artık. Açın Deep Seek’i konuşun. Biraz daha teknik cevaplar istiyor sanız KİMİ var onu da çinliler yaptı, o da bedava onunla konuşun. Anlatmak istediğim artık mentora ihtiyacınız yok. Daha çok zamanınız var. Bu ayı sedo-analjezi ayı ilan edin. Gece gündüz bu konuyla ilgilenin inanaın bir ayın sonuda icat çıkaracak düzeye gelmiş olacaksınız. Sonraki ay beslenmeyi halledin. Sonraki ay sıvı tedavisi….vs. Bir yılın sonunda göreceksiniz ana konuları çoktan halletmişsiniz. Sonra farkedeceksiniz ki, bir fikriniz var, iyi de fikir. Daha önce yapılmış mı? Ne yapıyoruz bir ayda tüm meslek hayatınızda kullanabilceğiniz temel bilgilere erişmiş oluyorsunuz. 

Derlemeleri kitap bölümlerini okurken şöyle yapın. Örneğin “The ICU Book 5th edition  2025” kitabından bir bölümü alıp yapıştırın “Deep Seek” BU KONUDA İYİDİR. Deyin ki” bu konunun trick noktalarını bana verir misin?” verir. Kaynak konusunda ben yoğun bakım pratiğine katabileceğim pratik bilgiler için kitapları karıştırıyorum ama genelde makaleler , derlemeler yeterli oluyor. 

Klinik olarak böyle peki, akdemik olarak ne yapalım?  Olgu sunumu , posterleriyle vakit harcamayın tamam vakaları araştırın ayırıcı tanıya gitmek için derinleşin ama akademik olarak çok değerli olmadığını bilin. Akademide çok özellikli şeylere çözüm bulmaktansa birçok insanın hayatına değecek, kolaylaştıracak şeylere vakit harcayın. Bir çalışma planladığınızda mutlaka bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırın. Çok basit iki sey olsa bile karşılaştırmalı gidin. On hasta bir grup 10 hasta diğer grup yapın. Verileri toplayın. Sözlü sunum yapın. Bunun akademik puanı iyidir. Etik kurul yazmayı öğrenin, 3 günde yazın.  Formlar hazır siz sadece boşlukları doldurun. Bir çalışma planlıyorsanız. Yapay zekayla birlikte “benim yapacağım araştırma başlığı bu bana bir metod yazar mısın” diyin.  Size neler yazacak neler. Mutlaka başlamadan power analizini yaptırın. Kaç hasta dahil edeceksiniz. Dahil etme kriterlerini sorun, dışlama kriterklerini de. Ardından anahtar kelimeleri. Sonra başlığı alın “Consensusa “ koyun sonra alıp “ELİCİT” e koyun. Bakım daha sadece başlığınız var. Giriş hazır, metod hazır ve hatta çalışmamada elde edeceğim veriler ile hangi tabloları yapmalıyım diye sorun. Onlar bile hazır olur. Tek yapmanız gereken karşılaştırılacak bir şeyler bulup, kaliteli veri toplamak.  

Tamam hocam veri topladım da ne yapacağım ben bunlarla. Verileri exele girdiniz diyelim. Bir tuşla SPSS’e aktarabilirsin. Geldik istatistik yapmaya. Bu aşamada genel bir istatistik temel bilgisine sahip olmalısınız ki, yapay zekayı yönlendirebilin. Burada size önerim. Sadece medikal makalelerin istatistiğini  yapmada uzmanlaşmış bir kurstan ders almanız. İnanın yıllarca bunun ezikliğini yaşadım. Güzelim makalelerin neden yayınlanmadığını düşünür dururdum. Hayatımı değiştiren 2. Olay 3 saatlik bir istatistik kursu oldu. Sonrasında 2.5 gün evde online dinlediğim 20 dersle bu işi hallettim.  Şimdilerde gönderdiğim makalelerin istatistiklerin de yapılabilecek en ayrıntılı analizleri yaptığım için bir eleştiri gelmiyor. Bununla ilgili bu kursa katılmak isteyen arkadaşlar bana mailden ulaşırsa yeterli sayıya ulaştığımızda bir organizasyon yapmak istiyorum. Akademisyen olacaksanız bunu ilk olarak halletmek zorundasınız. Siz temeli edinin gerisi dediğim gibi. Bu güne kadar korktuğum çekindiğim şey bu muymuş diyeceksiniz.

Yapay zekaya soruyorum. Bununla bunu karşılaştıracağım SPSS kullanıyorum. Bana nasıl yapacağımı adım adım anlat. O da tarif ediyor. “ok “ basıyorum  ve çıkan tabloyu tekrar ona veriyorum. Yorumluyor. Hatta yorum cümlesi bile yazıyor. Ben onların luzumsuzlarını atıp işe yarayanlarını özetliyorum. Sonra beliren cümleleri tartışmak için Consensus ve Elicit’in sağladığı bilgilerden tartışmamı geliştiriyorum. Sonra ortaya çıkan metni 4 farklı yapay zekaya verip hakem gözüyle incelemelerini istiyorum. Pragraf paragraf önerilerini değerlendirip aklıma yatanları revize ediyorum. En son Q1 dergiye uygun olacak şekilde metinleri birlikte düzenlemeyi teklif ediyorum. Metinler ideal hale gelmeye başlıyor, kelime sayısı belirgin azalıyor. Makaleyi yapay zeka yazmıyor. Siz onu amaçlarınız doğrultusunda mentor gibi kullanıyorsunuz böylelikle yapay zeka metni gibi  olmuyor. Zaten her satırı sizin emeğiniz. Şimdi kaynakları yazacaksınız. Metni chat gpt ye koyup nerelere kaynak versem iyi olur diye soruyorsunuz. Satır satır belirtiyor. Aslında çok bilinen bir bilgi ama nereden hatırladığını kaynağın ne olduğunu bilmiyorsunuz. Consensusa cümleyi girin ve altındaki atıflara bir bakın. En çok atıf alan muhtemelen aradığınız makaledir.

İngilizceye çevirtirken ben genellikle CHAT gpt den daha çok verim alıyorum. Yoğun bakımcı ve ….bakış açısıyla medikal ingilizceye çevirelim mi diyorum. Paragraf paragraf  çevirip anlam sapması olup olmadığını kontrol ediyorum. Çünkü kendince sizin söylemek istemediğiniz şeylere de dikkat çekebiliyor. Yorum katmadan sadece birebir çevir de diyebilirsiniz ama önermem. Cümle yapısını sizin aklınızdan geçen ama ifade edemediğiniz hale getirebiliyor. Bu şansı kaçırmayın derim. Ya diyorum bu kadar mı olur, beni benden daha iyi ifade ettin, iyi ki varsın!

Bitti artık içinize sindi. Hangi dergiye göndereyim? Diye sorun. Higlight yazdırın.  Title page yazdırın, cover letter yazdırın , revize edin, en son özet yazdırın revize edin.  Tabloları tek tek Q1 Dergiye uygun hale getirelim diyip revize edin. Tablo altı yazılar çok önemli. Unutmadan tabloları mutlaka exel de hazırlayın. P değerlerinin yanına hangi istatistik bilgiyi kullandığınızı belirten bir harf atayın ve üst simge olarak gösterin. Şekillleri yapay zeka ile yapmayın, şimdilik buna izin yok diye biliyorum.

Bir arkadaşımız sık yaptığınız hatalar nelerdir diye sormuştu. Düşününce makale metinlerini çok fazla kelimeyle doldurmak, çok fazla zaman harcamak, şimdilerde elimde güzel veriler varsa 3 günde istatistik 1 haftada makale hazır. Hızlı olun yazın geçin. Boş işlerle vakit harcamak. Yöksis kaydınızı şimdiden açın eserlerinizi kaydetmeye başlayın. Yökdile Girin HİÇ İNGİLİZCENİZ YOKSA BİLE. Scı-Exp olacak yazılarımı direct ESCI’ye yollamak en büyük hatamdır.  

Bugünlük de bu kadar olsun. Yoğun bakım kritik hasta pratiği ve akademisyenlik üzerine bir eğitim düzenleme planım var.

Yoğun bakıma sıfırdan başlamak zorunda değilsiniz isimli iki günlük eğitim düzenleyeceğim. 

İstekli arkadaşlar iletişim adresinden ulaşırlarsa yer zaman mekan konularında planlama yapıyorum. 

                           Ben olsam kaçırmazdım...

 

Konu başlıkları:

                             Yoğun Bakım Kalite Platformu Eğitim Programı 

                           " SIFIRDAN BAŞLAMAK ZORUNDA DEĞİLSİN"

            Gün 1

09:00 -09-45 Kritik hastada şok ve idame sıvı tedavisi, hangi hastaya hangi sıvıyı ne kadar vermeliyim? Hipervolemiyi nasıl önlerim?

10:00 - 10:45 Her yönüyle vaka örnekleriyle pratik AKG değerlendirmesi

11: 00 - 11:45 Mekanik ventilasyon ayarlarını nasıl yapıyorum? Mod seçimi, PEEP titrasyonu, VILI önleme stratejileri, Solunum piramidi 

13:00 - 13:45 Sedoanaljezi kas gevşemesi, Sedasyon tatili, spontan solunum denemesi ve Weaning

14:00 -15:00  Mutlu bir akademisyen olmak. Yoğun bakım özelinde doçentlik kriterleri üzerine.

 

2.               Gün 2

09:00-09:45  Hemodinamik monitörizasyon pratiği

10:00-11:00  Yaşam sonu tedavi kararları yasal mevzuat  

11:00-11:45  Septik şok tedavisi

13:00-13:45  Sitratlı CVVHDF

14:00- 15:00  Makale yazarken ne yapmalı ne yapmamalı?