Sıvı Tedavisi Kolloid Sıvılar Yoğun bakımda ne öğrendim? Sedasyon, analjezi ve kas gevşemesi Sepsis tanı ve tedavi pratiği


25 Temmuz 2018 Çarşamba

Medeniyetsizgiller

Yaklaşık iki haftadır bir yazı yazmak gelmedi içimden, sağlıkta şiddet her yerde! 





Sadece on gün içinde olan olaylar ve korkarım bu olaylar son da değil. 112’de, acil serviste, poliklinik odasında, yoğun bakımda… Ama asıl acı olan bu durumun artık kabullenilmesi, kimseye garip gelmemesi Rivayet o ki, bir ilin resmi bir kurumunda sıra gelmediği için ortalığı karıştırıp şiddet uygulamaya kalkan birine:
“Sen burayı hastane mi zannettin?”deyip yaka paça dışarı atılmış. Güler misin ağlar mısın?
Biz sağlıkçılar ne için uğraşıyoruz biz, kimin için emek harcıyoruz, sadece kendimiz için mi?
Kendi refahımız, kendi maddiyatımız ve sadece kendi mutluluğumuz için mi?
Sadece akademik kariyerlerimiz için mi? Gerçekten öyle mi zannediyorsunuz.
Siz yatağınızda uyurken doktorlarınız sabaha kadar bilgisayarlar başında  o çocuğa, o gence, o teyzeye, o adama, o dedeye tanı koymaya daha iyi bir tedavi aramaya, ızdırabını azaltmaya çalışıyor.
Nöbetlerde sabah üçlere, beşlere kadar yatan hastalarına bakıp  iki saatlik uykuyla güne devam edip polikliniklerde size hizmet vermeye devam ediyorlar.

Hemşireleriniz hasta başlarında mekik dokuyor, ilacını veriyor, ızdırabını soruyor, yarasını sarıyor, temizliğini yapıyor, çoğunuz bilmez gerektiğinde altını temizliyor. Hasta bakıcılarınız, temizlik personeli her gün ama her gün ellerini, ayaklarını sizlerin hastaları için paralıyor. Bunlar karşılığında maaşımızı da alıyoruz.
Aldığımız maaş kadar çalışmıyoruz, bunu bilmeniz için yazıyorum. Bizim işimizde “ne kadar ekmek o kadar köfte” lafı pek geçerli değildir. Elimizdeki imkanlarla elimizden gelenin en iyisini vermeye çalışırız.Çünkü bizim işimiz insan sağlığı. Sizler işinizi yaparken günde iki demlik çayı keyifle içebilirsiniz,  iş yerinize kebap söyleyip bir güzel yiyebilirsiniz, söyle bir bunalsanız,  açıp “erik dalını” kıvırabilirsiniz, bir yakınınızın işini rahatlıkla öne çekebilirsiniz.

Ama bizler hasta yanında bir şeyler içmekten utanırız, bir yakınımızın işini görmek için bile çoğu zaman “sıra alıp ta gel kavga çıkmasın” deriz, diğerlerini yapsak zaten gazeteye çıkarız. Onu bırakın öyle bir hale geldik ki tuvalet ihtiyacımız olduğunda poliklinikten çıkabilmek bile bir mesele haline geldi.  Büyük şehirlerde yoğun hastanelerde, hekimler kapıda  güvenlik görevlisi ile çalışır hale geldi.
*** Lütfen hastanelere gelirken sağlıkçıların sizlerin düşmanı değil,  şifa kaynağınız olduğunu unutmayın.
*** Lütfen hastanelere gelirken o gün işinizin beklediğinizden  uzun sürebileceğini, çünkü arada acil vakaların araya girebileceğini unutmayın.
*** Lütfen bazı hastalık ve ağır durumların maalesef ne yapılırsa yapılsın  kötü sonuçlanabileceğini unutmayın. *** Lütfen bindiğiniz dalı kesmeyin, bu gün sağlık çalışanlarına şiddet göstererek yarın ne olacağını düşünüyorsunuz? 

Tam bu satırları yazarken bir haber daha gördüm, galiba ülkemizde insan hayatına değer vermek suç haline geldi.

 


Bu adamcağız Hollanda’dan ülkesine tatil için gelen bir gurbetçi,  bu hale gelmesinin sebebi yaya geçidinde bekleyen yayaya durup yol vermek. O duruyor ama bizim medeniyetsizgillerimiz durur mu, arkadan geçiriyor haliyle, ama adamcağızı bu hale sokan kaza değil, kaza sonrası vay sen yolun ortasında nasıl durursun diye adamı darp etmeleri.

Başlığı değiştirdim şiddet her yerde!

Medeniyetsizgiller…

Biliyorum aynı şeyleri tekrar etmek kendi kendimize mırıldanmaktan başka bir şey değil.
Eee bunları yazdım da ne oldu? Kısa vadede bir şeylerin değişeceğini ummasam da, bir umutsuzluk içinde olsam da yazma ihtiyacı hissettim

Bir şey yapmalı ama hemen!

“Partiye ilk gelen biz olmasak da, en iyisi biz olacağız”

Son bir haftadır bazı tartışmalar beni üzüyor. Ağız dalaşına girmek sonuçsuz tartışmalara dalmak sadece moral bozucu. Ben yaptığımı söyl...