Monday, 9 February 2026

Nazan Öncel’in dediği gibi ne bir hırsım var ne de hasedim.

 

“Geceler kara tren geceler, yazıyor seni bana geceler…..bir demlik çayım var tütünüm de bitiyor… “dizeleriyle çok sabahladığım olmuştur. Halbuki ne sigara içerdim ne de o saate çay, bira bile içmezdim çoğu zaman. Metalica sweti giyer ama öyle her sözünü, parçasını bilmezdim. Bugün bir ropartajını okudum Nazan Öncelin. “Hiç hırsım yok hasetim yok, minimalist yaşamaya başladım. Biraz geç oldu ama diyor.” Uzun yıllardır kişisel gelişim okurdum artık okumuyorum. Hepsinin sonu meditasyonda bitiyor. Onu da yazın yapmayı seviyorum güneş altında.

Tamam dediklerinizin hepsini yaptım, ben zaten öyle yapıyorum ama nirvanaya ulaşamıyorum ancak sık sık akışa kaptırıyorum kendimi, bir bakmışım sabah oluyor.

Ancak eskisi gibi  bedenim ertesi gün beni taşımakta zorlanabiliyor. Gece uykusuz kalmak demiyelim de uyumak istememek beynin susmaması üretkenlik için iyi de acaba sağlığımdan veriyorum diye düşünüyorum bazen.

İşi gücü bıraktım 350 bin TL hazır maaşı bırakıp yarısına çalışıyorum. Hayalimi yaşıyorum mutluyum da, zaten oldum olası minimalistim. On yıldır giydiğim kongre ceketim yıkamaktan çekti diye düşünürken 5 kilo aldığımı farkettim. Eskisini çok seviyordum ama artık vedalaşmak zorunda kaldım. Evimizde benden başka lüzumsuz biblodur, süstür bir şey yoktur. Çocuklar rahatla top koşturabilir.

Nazan Öncel’in dediği gibi ne bir hırsım var ne de hasedim. Bursa’ya yolunuz düşerse beklerim.

Öğrencilerime diyorum, hocalarınızın anlatacaklarının belki de çok daha iyisini birçok yerden bulabilirsiniz, deneyimlerimizden faydalanın, sorun, merak edin ve bir konuda bir alanda bir an önce özelleşin, derinleşin, sonuçta mutlu olacak kadar bol kazanamayacaksınız. Bunları konuşurken bir öğrencim “hocam ukalalık yapmış gibi olmayayım kulaklarınızdaki çizgiler“

-          Evet dedim, sözünü bitirmesini beklemeden, ölüm çizgilerinden bahsediyorsun. Ailesel hiperlipidemi, hipertansiyon öyküm var, yakında diyabet de sıradadır. Üç yıl önce Fakülteye yani başladığımda bir selfi çekerken farkettim bu çizgileri. Hemen eşimi aradım.

-          Bunlar yoktu ben de ne zamandır var bunlar? Ölüm çizgisi bunlar. O ne dedi?

-          Ama ölmedin? 

Gülermisin ağlar mısın? Sonra dedim angio mu yaptırsam, sonra  baktım blog yazılarına, öncesinde angio yaptırıp stent taktıranlarla olayı seyrine bırakanlar arasında mortalite açısından fark yok, CABG ile stentleme arasında fark yok. Efor testi de eskisi kadar öneri değil, başladım kollesterol ilacına……. Ne diye anlatıyorsam bunları, para kazanacağım derken öldüreyazmışım kendimi. Şimdi ölsem de artık gam yemem gülümseyerek giderim.

Hani kitaplarda hep diyor ya sevdiğin işi yap para ardından gelir. O öyle bir şey değil. Gelme ihtimali artabilir. Patent başvurusu yaptım ama daha yolun başındayım tabi. Umut dünyası. Geleceği varsa gelecektir.

Diyeceğim o ki kendimize iyi bakalım. Hayat kısa.

Hakkımda

My photo
Daha iyi bir yoğun bakım işleyişi için heyecan duyan herkesi destek olmaya davet ediyorum. Bazı blog yazılarım bir yoğun bakımcı için hafif gelebilir, amacım ileri düzeyde akademik kafa karışıklığı yaratmak değil, aksine son literatürü de gözden geçirip, klinik deneyimlerimden de örneklerle bilgiyi kullanılabilir kılmak, hayata geçirmektir. Bu nedenle yoğun bakım eğitimim öncesi yanlışlarımı da gözden geçirerek, kritik hastayla her basamakta uğraşan sağlıkçı arkadaşlarım için de özetler vermeye çalışıyorum. Her yazımın sonunda yorum kutularını göreceksiniz, lütfen önerilerinizi, yorumlarınızı, beğeninizi ya da, eleştirilerinizi esirgemeyin. Bloğum için teknik destek almıyorum, amatörce başladım bu nedenle sayfa düzeni için önerileriniz de benim için çok önemli, saygılarımla, sağlıcakla kalın.