19 Ekim 2021 Salı

Her gün için rutin tetkik planınız var mı? Do you have a routine examination plan for each day?

 

Birazdan anlatacaklarımı, akşam üstü evde yemek yerken eşimle  paylaşmak istedim, bir yerden sonra aslında pek ilgilenmediğini fark ettim, gözlerini buzdolabına sabitlemiş, kayınçomun uğrayabileceğini söyledi. Tamam gelsin çocuk ta… 

Neyse size kısmetmiş. İyi ki varsınız.

Eskişehirde pandeminin 4. atağı başladığında derin bir umutsuzluğa kapılmıştım bu kadar aşılamaya rağmen bu hastalık bitmeyecek diye, sonrasında anlam veremediğim şekilde vakalarda bir azalma yaşadık. Tam bu duruma da alışmak üzereyken son 4-5 gündür yeni bir vaka artışı ile YB yatak sayımızı tekrar arttırmaya başladık.  Dördüncü dalganın ikinci piki diyebiliriz. Pandemi 4,5 ta diyebiliriz. Şehir efsanesi midir bilemiyorum ama 9 atak yaparmış büyük pandemiler, yolun yarısı eder.  Başlıktan da anlaşılacağı üzere sizlerle paylaşmak istediğim pandemik konular değil. Son iki gündür “Türkiye Kan Transfüzyon Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi” Projesi kapsamında online eğitime katıldım. Hasta Kan Yönetimi projesinde anlatılan konulara baktığımda kan ürünü transfüzyonu konusunda biz yoğun bakımcıların neredeyse benzer uygulamalar yaptığımızı fark ettim. Bu konuda yoğun bakımlarda nöbet tutan arkadaşlarımızın eğitiminin faydalı olacağını düşünüyorum.

Benim dikkat çekmek istediğim konu yine bu eğitimde de üzerine önemle vurgu yapılan bir durum. Yoğun bakım hastalarından alınan rutin kan tetkikleri. Sanırım iki yıl önceydi uluslararası bir kongrede sunum yapan hocamızın paylaştığı bir çalışmada hastanede yapılan transfüzyon tedavilerinin iki katı oranında tetkik amaçlı kan alındığından bahsetmişti.


Uzun zamandır bahsetmek istediğim bir konunun tam zamanı olduğunu düşündüm.

Öncelikle bu projeye destek veren tüm derneklerimize ve sunum yapan hocalarımıza teşekkürlerimi sunarım, eksiklerimi gördüm.

COVID rutininden biraz olsun uzaklaştım. Yoğun bakım yan dal eğitimi alırken iki ayda bir hatta ayda bir olan asistan rotasyonlarının etkisiyle sanırım, her güne ait bir kan tetkiki istem rutinimiz olurdu. Hatta bazı kliniklerde günde iki kez rutin istemler yapıldığını duymuştum. Bu durum o dönemde dikkatimi çekmemişti. Olağan rutindi sonuçta. Sonrasında zorunlu hizmete gittiğim devlet hastanesinde böyle bir rutin olmadığını görünce başlangıçta yadırgadım. Sonrasında ben de rutinin dışına çıkmaya karar verdim. Öncelikle en yakın zamanda çarşaf dosya dediğimiz hasta takip izlem kağıtlarımıza ertesi gün isteyeceğim tetkikleri yazabilmek için bir kutu yerleştirdim. Zamanla fark ettim ki gerçekten de her gün takip ettiğim hastadan her gün kreatinin görmem her gün KC enzimlerini görmem gerekmiyor hatta hemogramı da öyle, kısa biyokimya  da her gün gerekli değil.  Venöz kan gazı tetkikinde Na, K, Glu, Ca’ mu zaten görebiliyorum, her zaman güvenilir olmasa da Hgb düzeyi de mevcut. Sonrasında çoğu hastanın günlük istemleri “CRP, VKG, Kre, AST ve belki Ca, alb, Mg” şekline dönüştü ya da sadece VKG. Üçüncü basamak YB tedavisi tamamlanıp palyatif ya da 1. Basamak YBÜ ye nakil planım varsa ve yer sıkıntısı nedeniyle bekleyen hastaysa kan istemediğim günler dahi oluyor.

Dahiliye asistanlığımda laboratuvar tetkiklerinin yanı sıra her gün PAAC istediğimizi hatırlarım. Bunu da bıraktım. Hemodinamiği değişen, komplikasyon düşündüğüm vakalara hemen patolojinin gerilemesini takip etmek için de belirli zamanlarda hasta bazlı plan yapmaya başladım. Önce haftada bir gün olsun tüm hastalar çekilsin dedim ama sonrasında oda ters geldi. Kendi kliniğim için 17 hastaya aynı saat içinde görüntüleme yapılmasının hem çeken için hem de o an klinikte olan diğer çalışanların iş yükünü ve radyasyon maruziyetini arttırdığını düşündüm, bu düşünceye kendim değil hemşirelerimin uyarıları sonucu vardım.  

Hem her gün gereksiz geniş biyokimya, PT, INR, hemogram tetkiklerini tek tek inceleyip kendimi tüketmiyorum, hem hastaların kanları kendilerinde kalıyor. Bununla birlikte YB tetkik masraflarının azalması yanında daha az kan ürünü ihtiyacı oluyor diye düşünüyorum. Son iki günlük sunumlarda bu düşüncelerime bilimsel kanıtlar bulmak beni mutlu etti. Hatta yarın bizim kliniklerimizde maliyet ve transfüzyon oranları, hasta sonlanımları açısından farklılık var mı diye araştırmaya başlayacağım. COVİD rutininde zaman bulabilirsem inşallah yakın zamanda sonuçları da paylaşmak isterim.  

Kendimce iyi yaptığımı düşünsem de bundan hasta yakınları pek mutlu değil, E-nabızdan takip etmekte zorlandıklarını söylüyorlar 😊. Ünlü repliği eminim çoğunuz duymuştur.

“E-Nabızdan hastamızın sonuçlarına baktık, CRP’si düşmüş! Neden CRP vermiyorsunuz hastamıza? Hastanede yoksa neyse parası alır getiririz!”

 Geçen hafta bir hasta yakının elinde cep telefonu hastanın akciğer grafisini görünce çok üzüldüğünü söyledi. Akciğerleri benden iyi bu arada. Şimdi bu düşüncelerimi bir kısmınız onaylıyor belki çoktan beridir de uyguluyor olabilir. Bir kısmınızda iyi hoşta gözden kaçan durumlar ne olacak?  Ya mortalite artıyorsa? Beklenen göre gözlenen mortalitemi? Hastalığa özgü düzeltilmiş mortalite beklentisine göre mortalite mi?  Yoğun bakımda o kadar karıştırıcı faktör var ki. Mortalite azalması her zaman iyi mi? Yoğun bakıma girme endikasyonu olmayan palyatif bakım hastalarını tam destekle sonuna kadar yaşatmaya gayret edip ızdıraplarını arttırmak? Bu da ayrı bir konu ya. Bakanlık istediği için APACHE ortalamalarını ölçüp kaydetme angaryası dışında bu durumu kaile alan klinik sayımız kaçtır acaba? Aklımda birçok konu.

Bu arada içimi dökmek rahatlamak istediğim konular bunlar değil aslında ama pozitif kalmaya motivasyonumu tekrar sağlamaya çalışıyorum.

Sağlıcakla.

favori sayfalar

https://www.yogunbakimkalite.com/2018/12/aprv-modunu-kullanyor-musunuz.html

https://www.yogunbakimkalite.com/2021/01/uzun-sure-maske-takarsan-altndaki.html

https://www.yogunbakimkalite.com/2020/11/yaprak-dokumu.html

https://www.yogunbakimkalite.com/2018/07/kolloid-svlar-hangi-hastalarda-tercih.html

https://www.yogunbakimkalite.com/2018/07/sv-tedavisini-kime-nasl-yapyorsunuz.html