Kayıtlar

Şubat 1, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Basında yoğun bakım haberleri

Resim
Nicedir “yoğun bakım”la ilgili bir yazı yazmak üzere bir köşeye notlar alıp durmaktayım. Bu konu ile ilgili dostlardan da pek çok talep geldi. Benim de bizzat müşâhedelerim var. Evet, hastanelerde “yoğun bakım ünitesi” bir zaruret. Elbette bu bölüm olacak. Ancak bir de –açık konuşalım- öleceği belli, hattâsekerâta girmiş olanlar var. Bunları yoğun bakımda tutmak ne derece doğru? Şahsî kanaatime göre bu çok yanlış. Bu yanlıştan âcilen dönülmeli. Bir ahbabın babası iki ay yoğun bakımda kaldı. Yanına giremiyorlar, konuşamıyorlar, ona Kelime-i Tevhid’i söylemesini hatırlatamıyorlar. Yanında Kur’an-ı Kerim okuyamıyorlar. Bacanağın annesi iki aya yakın yoğun bakımda kaldı. Neredeyse bütün hayatî organları cihazlara bağlanmış. Rahmetli anacığım hastanede bir hafta kaldı. Gerekli tahliller neticesinde durumu netleşmişti. Hastalık akciğerini tamamen kaplamış, oradan vücuda yayılmıştı. Diyalize giriyordu. Ancak nâfile. Doktorlar net konuşamıyor. Hasta yakınlarının göstereceği şiddetten, te...

Basında Yoğun Bakım Haberleri

Resim
Gazetesinin 31.01.2019 - 08:22 |  Son Güncelleme:  31.01.2019 - 08:25 Tarihli yazısıdır. Kış aylarında artan sağlık hizmet talebinin de etkisiyle ortaya çıkan yoğun bakım yatağı sıkıntısına, palyatif bakım adı verilen hizmetin geliştirilmesinin çözüm olabileceğini söyleyen Palyatif Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Meltem Uyar “Ülkemizde 287 palyatif bakım merkezi ve 4.000 yatak var. Ancak bu yatakların sadece yüzde 40’ı verimli olarak kullanılabiliyor. Bunun iki sebebi var. Birincisi aileler ne olursa olsun hastalarının yoğun bakımda kalmasını istiyorlar. İkincisi sağlık personelindeki kafa karışıklığı sebebiyle hangi hastanın yoğun bakıma hangi hastanın palyatif bakıma yönlendirileceğini tam olarak bilinmiyor” dedi. ZİYNETİ KOCABIYIK Ülke nüfusunun giderek yaşlanması ve buna bağlı olarak artan kronik hastalıklarla birlikte kanser gibi hastalıkların yoğun bakımda tedavi edilmeye çalışıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Uyar, bu durumun sistemi kilitlediğini belirt...

-Keşke öldüğüm zaman kafamı geride bırakabilseydim

Resim
Bu hızla giderse kendi kendini geliştiren yapay zekanın insanoğlunu bir bakıma esir alması çok uzun sürmeyecek gibi, hızlı gelişim korkutucu boyutlarda, insanoğlu özgürlüğünü makinelere teslim etmek için adeta yarışıyor.    İnsan gibi öğrenen ama öğrendiğini insandan çok daha hızlı düşünüp tanı koyabilen cihazlar şimdiden icat edilmiş durumda. Bu sistemleri iyi eğitim görmüş, alanında aşırı uzmanlaşmış bilim insanları geliştirmekte olsa da aynı bir bebek gibi bu sistemlerde şimdi önüne konulan sınırlı bilgiyi öğrenip o konularda yorum yapabiliyor. Cihazların kendilerine öğretilenden sıkılıp daha heyecanlı şeylere merak salmaları çok uzun sürmez diye düşünüyorum. O zaman onların insafına kalacağımızdan hiç şüphem yok. Asıl mesele çok ta uzak olmayan bu geleceğe hızla yaklaşırken gelişmelerden keyif almak, insanlık adına kullanmak. Kendi alanımızda nasıl uygulamalar ve çalışmalar var. Bu alanda da treni kaçırmadan kendi alanımızda neler yapabiliriz. Yoğun bakım süreçl...