Sıvı Tedavisi Kolloid Sıvılar Yoğun bakımda ne öğrendim? Sedasyon, analjezi ve kas gevşemesi Sepsis tanı ve tedavi pratiği


4 Temmuz 2018 Çarşamba

Yoğun Bakımda Ne Öğrendim? Yoğun bakımı seçmeli misiniz?


Bunları neden yazıyorum bilmiyorum ama 17 yıllık meslek hayatım biraz hareketli geçti. Birçok farklı şehir ve hastanede çalışma fırsatım oldu, belki genç ve kararsız arkadaşlara yol gösterici olur, belki de sadece kendimi rahatlatırım. 😊
Meslek hayatıma öğrencilik dönemini saymazsak 2001’de başladım. Bir yıl sağlık ocağı, bir yıl askerlik, bir yılda 112’de derken üç yılda pratisyenlik bitti, sonrasında aşırı iş yükü ve maddi zorluklarla çok çok zor geçen 5,5 yıl iç hastalıkları asistanlığı, sonra devlet hastanesinde bir yılı yöneticilik deneyimi olmak üzere iki yıl, sonrası bir yıla yakın özel hastane, sonrasında yine bir yıla yakın özel muayenehane deneyimi, iki yıl eğitim araştırma hastanesi derken koşturmayla geçen yıllar. Yazarken yoruldum be yaa. En sonunda 2015 Mart’ında te böle kendimi Edirne’de yoğun bakımda buluverdim. Evet sonunda YB yan dal eğitimi de bitti artık yoğun bakımcıyım. Yaş 40, saçlar pamuk oldu.



Üç yılım dolu dolu geçti, çoğu zaman klinikte yalnızdım, ilk iki yıl YB’yi keşfetmekle geçti zaman zaman çok iyi konsantre olup kendimi geliştirebildim, kimi zaman hiçbir yapmak gelmedi içimden gün geçsin bitsin istedim, ama hiçbir gün ben niye buradayım diye sormadım, gencecik bir hastayı kaybettim, çok üzüldüm, gencecik bir hastayı ölümden çevirdim çok sevindim, tekrar YDUS sınavına girmek bile gelmedi aklıma.

Çok ilginç vakalar oldu, sürekli okudum, her türlü romatolojik, nefrolojik, hematolojik hastalıkların en kritikleri ile uğraştım. Hiç aşina olmadığım travma hastaları, nörolojik akut olaylar, postop hastalar. Bu ne olabilir diye gece gündüz literatür taradım, tanı koydum bazen, tanı koyamadım bazen çaresiz kaldım, uyuyamadım ama elimden geleni yaptım. İç hastalıkları eğitiminde öğrendiklerim hep yanımda oldu, üzerine koydum. Merak etmeyi öğrendim yoğun bakımda, beslenmeyi öğrendim kime, ne kadar, neyi ve nasıl vermeliyim?




Sıvıları öğrendim neden kristaloid deniyor, SF’e, %5 Dekstroza; Kolloidler neden nadir kullanılır? Ringer laktat, izolayt kime ne zaman nasıl vermek gerekirmiş? Onlarda kristaloid değil mi? Hemodinamik monitörizasyonu öğrendim.




Resüsitasyonu öğrendim ve bu zamana kadar yaptığım hataları, eksikleri.  Kateter açtım, trakeotomi açtım, ultrason, bronkoskopi, dekübit bakımı, mekanik ventilatör ayarları günlük rutin işler oldu, artık akciğerlere, göze USG ile bakar oldum. EKO’ya göz kırpmaya başladım. Analjeziyi, sedasyonu, kas gevşemesini, akciğerin, karaciğerin diyalizini, sepsisin filtresini, sürekli diyalizin sitratlısını…vs. öğrendim.

Akademik dünyayı kavradım, poster nasıl yazılmazmış, makale nasıl yazılmazmış önce onları gördüm sonra da nasıl yazılması gerektiğini öğrendim. Türkçe yazım kurallarını hiç bilmezmişim onu öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum. (Geç keşfettiğim akademik hayatı başka bir gün özetlemek isterim)

Değişik liderlik yapılarını öğrendim, her şeyi kontrol eden, özgürlükleri kısıtlayan, dağıtık liderlikleri gördüm uzaktan kontrol eden ama teşvik eden, kendime göre bir orta yol buldum, doğru yanlış. Hoca oldum azıcık, kendi hatalarımı anlattım meraklı stajyerlere. Ben kaçardım korkardım öğrenciyken bir komşuma, bir yakınıma bir şey oluverecek diye, çünkü bilmezdim beşinci sınıfta dahi resüsitasyonu. Pratik anlatılmamıştı, çalışkan bir öğrenciydim anlatılsa bilirdim. O yüzen anlattım onlara sokakta, 112’de, acil serviste, hastane yatağında, mavi koda çağrıldığında ne yaparsın, entübe edemezsen bile nasıl solunum desteği verirsin, kardiyoversiyon cihazının tüm fonksiyonlarını usanmadan anlattım, belki bir gün bir yakınımı tedavi edecekler, ağrısını kesecekler, besleyecekler.

En büyük şansım hocam, ustam Volkan Abi’m oldu. Noktayı virgülü tekrar öğretti, hep destekledi, hep teşvik etti fırsatlar yarattı (galiba biraz fazla sanşlıyım 😊) yanında olmaktan hep gurur duydum, duyacağım.




Akademik yazılarda girizgâh uzun olmaz ama bu yazı da akademik değil ya.

Asıl anlatmak istediğim şey farklıydı. Her YDUS tercih döneminde birçok iç hastalıkları uzmanı arkadaş arıyor ve haklı olarak yoğun bakımın işleyişini ve daha çok ta geleceğini soruyor, “fazla puan alamayacağım ne yapmalıyım?” o yüzden burada bu konudan bahsetmek istiyorum.

Ülkemizde yoğun bakımın geçmişi bilim dalı olarak aslında çok ta yeni değil, özellikle anestezi, dahiliye yoğunlukta olmak üzere kendini bu bilim adına adayan hocalarımız var. Ayrıca göğüs hastalıkları, genel cerrahi, nöroloji ve enfeksiyon uzmanlığı üzerine de yaklaşık dört yıldır yan dal eğitimi verilmeye başlandı. Yoğun bakım uzmanı sayısı giderek artmaya başladı. 

Türkiye’nin her bölgesinde yoğun bakımcı uzman arkadaşlarla karşılaşabilirsiniz artık. Geçen günlerde bir arkadaşımız anket yaptı YB’yi seçtiğinize pişman mısınız diye %75 arkadaşımız hayır diye cevapladı. Aslında bu durum YB’den değil çalıştığınız ortamdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum, size değer veren gelişiminizi destekleyen bir ortamdaysanız sıkılmaya vakit bulamayacağınız kadar, aktif bir ortam. Bunun yanında hareketi sevmeyen biriyseniz de işlerin otomatik olarak bir şekilde doğru yanlış ilerlediği bir ortam. Ülkemizde taşların yerine oturması belki on yıl daha sürecek. 

O yüzden maalesef kimse çıkıp size bırakın üç yıl sonrasını üç gün sonrasında bile neyle karşılaşacağınızı söylemez.

Yoğun bakımı yazacaksanız puanınız ona yetiştiği için yazmayın, hele gitmeyeceğiniz bir yeri lütfen hiç yazmayın, sonuçta oralarda kendini bu branşa adamış, emek harcayan birileri var. O yüzden çevrenizden yazılabilecek yerleri öğrenin, mutsuz olmayacağınız yerleri araştırın. Bugün 300’e yakın yan dal asistanı var belki daha fazla. İyi bir ortamda YB sizi çok mutlu eder. 

Araştırmayı yeni şeyler öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorsanız, poliklinik ortamından fena halde sıkıldıysanız düşünmeyin yazın, tam size göre

Hayat sizin hayatınız ve kimse kimseye benzemiyor, birinin çok mutlu olduğu yerde siz mutsuz olursunuz, şartlar birden değişir. Hayatta öyle değil mi zaten? Tabi ki zor karar. 1,5 yıl önce YDUS forumunda yine aynı soruyla “Yoğun bakımı seçmeli miyim?” karşılaştığımda verdiğim cevap aynen kesip yapıştırıyorum buraya.

eveet yoğun bakımda yaklaşık 2 yılını geçiren bir dahiliyeci olarak, özet geçmek isterim, 39 yaşıma gireceğim nisanda 6 yıl dahiliye uzmanlığı sonrası eşimin ısrarı üzerine YDUS'a girip herhâlde 320. olmuştum (220 kadro vardı) bir şekilde 29. tercihim Trakya Dahiliye YB'de buldum kendimi . İki yıl önce poliklinikte 50-60 hasta baktığım günün sonunda şu anın hayalini bile kuramazdım ben kim YB’ ci olmak kim, hatta son dahiliye nöbetlerinden birinde dış merkezden hasta kabul etmiş vitalleri bozulunca da aynı gece 02’de YB’ye çekmiştim, o ara aklımdan geçtiğini hatırlıyorum ne alaka ya YB? 
Bir dahiliyeci olarak aldığınız döner şanslıysanız ortalama 2-3 bin lira civarı, şanslı azınlık dışında her şey dahil alabildiğimiz ücret 6-7 bin civarı halen de değiştiğini zannetmiyorum. Rutin poliklinik hastası: KRY +DM+HT+ HİPERLİPİDEMİ+ AF+ SVH tanıdık geldi değil mi? Derdini dinledin, vakit buldun muayene ettin diyelim, ilaçlarını getirdiyse inceledin bu bunlarla olmaz dedin yenilerini yazdın, insülini anlattın, illa kullanman lazım dedin, bir yerinde motor takılıya 15 dakikada yaptın hepsini kapıda güvenlik zor tutuyor dışardakilerini iyi iş yaptın mutlusun, ne oldu madalya mı taktılar. Al sana 20 puan!!!  Dışarıda bekleyen fibromyalji seni şikâyete gider bir yerlere baksan MR çekilmedik yeri kalmamıştır, dizi film yapacak...  

Arkadaşlar kurtarın kendinizi düşünüp durmayın, 30 tercihiniz var çok umutlu değilseniz bile sonlara yazın YB’yi ama kafadan bilmediğiniz yerleri yazmayın, hocasını sorun, aktif nöbeti var mı, yardımcı olabilecek asistanı var mı, mesai saatinde, YB ama imkanları var mı USG, EKO, bronkoskopi yapılıyor mu, genel yoğun bakım mı yoksa sadece 1-2. basamak dahiliye hastalarına mı bakılıyor, en önemlisi hocası nasıl stresli mi, akademik olarak sizi destekleyecek mi?

Yan dal süreci yine üç yıl, zorunlu hizmet yine 1,5 yıl bunlarda fark yok ama, yan dal asistanlığı süresince nöbet tutulan zorunlu ya da isteğe göre, nöbet tutulmayan (bazı üniversitelerde tasarruf amaçlı sanırım istesen de tutamıyorsun) yerler var. 

Maximum 130 saat tutarsan 3000 TL civarı nöbet parası alabilirsiniz. İcap bir yılı geçti yan dal asistanları alamıyor. Maaş uzmanlıktan 500-600 TL eksik. Döner 700-1200 arası değişiyor. 

Uzman olduğunuzda ise icap alıyorsunuz, nöbet tutma zorunluluğu yokUzmanlıkta mevcut durumda döner sermaye ödemesi ortalama + %30 şeklinde, ama puanınız ortalamayı geçerse oldukça yüksek ödeme alan arkadaşlar var.

Neyse çok ta fazla uzatmadan özetlemek gerekirse, çok tos pembe bir tablo olmasa da, en iyi dahiliye polikliniğinden 1000 kat iyidir diyerek bitirmek istiyorum. Hayatta isabetli kararlar vermeniz dileğiyle, sağlıcakla.


2 yorum:

  1. Sayfanıza ilk yorumu ben yapmak istedim güzel abim. Bize hayat yolunda hep örnek oldunuz. Farklı işler yapmak farklı bakmakla başlıyor .Takıldığımız vakalarda hep size danışırdık. Bunlar blogun konusuyla ilgili değil ama bahsetmek istedim işte. Kalite her haliyle kendisini belli ediyor blogda. Bahsettiğiniz olayların hepsinin altına imzamızı atıyoruz. Hayatta tüm bilgeliği yanında değişime cesaret edenler yeni ufuklara açılıyorlar. Umarız değişim ve gelişim yolunda önünüz daha da açık olur. Sizi seviyor ve saygılarımızı sunuyoruz. Eski pol komşusu Mürsel

    YanıtlaSil
  2. Bu güzel düşüncelerin için çok teşekkür ederim kardeşim. İnşallah bu platform ileride ilginç zor vakalarımızı da paylaştığımız, tartıştığımız bir ortam olur, saygılarımla.

    YanıtlaSil

YOBAKAP Forum